Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color grey color

Risale-i Nur Akademisi

Dua Allah'a Yalvarmaktır.

Durmuş GÖKTEKİN
Kul olduğunu hatırlamak, yorgunluğunu gidermek ve rahatlamak isteyen dua etsin! Dua için gece-gündüz, yer gök mevzubahis değildir. Kul, her zaman Rabbiyle alış-verişte bulunabilir. Fakat bazı zaman ve mekanlar vardır ki o an, orada, o zaman diliminde duaya durmak şart. Namazdan  sonra, Cuma günlerinde, Ramazan ayında, Kadir gecesinde ve Arafat’ta vakfe’de. Bazı gecelerde uykudan kalkıp dua edilebilir. Duada belli bir araç, belli bir dil de gerekmez. Herkes kendi lisanıyla dua edebilir. Dua etmek için hiçbir engel yoktur. Edep ve…     Devamı...

Affeden Affolunur.

Durmuş GÖKTEKİN
Kur’an-ı Kerim (Al-i İmran Suresi ayet 134)’de “O muttakiler ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever” buyurur. İnsanın ihsanda bulunması, vermesi yaratılışında vardır. Bir şeye kızıp öfkelenen insan, öfkesini yenip sükunete kavuştuktan sonra yaptığından pişmanlık duyar. Bu pişmanlığı onu tövbeye yönlendirmelidir. Yaptığı o hatadan, kusurdan, işlediği günahtan dolayı tövbe etmelidir. Kendisine o eylemi yaptıranı affetmelidir. Affetmek; vermek, ihsan etmektir. Aynı zamanda affetmek salih bir ameldir. Salih…     Devamı...

Gözler Yolda, Kulaklar Kapıda!

Durmuş GÖKTEKİN
Kazanıyorsanız çözümün bir parçası olabilirsiniz. Kaybedenler her zaman problem olmaya devam ederler.

İslam toplumunda yaşlılar evin bereketi sayılır. Bugün bu bereket itilmiş, kakılmış, darülacezeye veya bir bakım evine atılmıştır. Hayatın mihnetiyle  beli bükülmüş, gözlerinde fer, dizlerinde derman kalmamış, bu bereket kaynağı insanlar, gözleri kapıda hep bir yakınını bekler. Bunlar, bilgi ve tecrübelerinden istifade edilecek insanlardır. Bilgi ve tecrübelerini içine gömmüş, derinliklerinde maden saklayan dağlar gibi araştırıcısını bekliyor. Bir güler yüze, bir nasılsınız sözüne…     Devamı...

Toprak ve Biz

Durmuş GÖKTEKİN
Şu yer yüzünün en değerli unsuru, en sihirli maddesi topraktır. Toprak, menşeimiz ve mebde’imizdir. Hava, su ve ışık onun için vardır. Allah, bizi topraktan yarattığını, toprağın ahiretimiz için bir köprü olduğunu, vücut gemimizin o limandan kalkacağını beyan buyurur. Toprağa yağmur ve ışık hayat verdiği gibi insana da İslam ve iman  hayat verir. İnsan, toprağı işleyerek verimini arttırır. Kendisini de iyi amellerle verimli hale getirir.

    Hayatın büyülü ve gizemli yapısıdır toprak. Topraktan her şey, her…     Devamı...

İyi Olmak

Durmuş GÖKTEKİN
Pozitif davranışların sahibi, pozitif enerji verir. Bu enerjiye, insan başta olmak üzere bütün canlılar ve yaratılmışlar muhtaçtır ve muhataptır. İyi ve kötü kavramları insanın mayasında mevcuttur. İnsan, tercih hakkını ya iyiden veya kötüden yana kullanabilir. Herkesin ihtiyacı ve isteği iyiden yanadır. Allah, iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar. Kulluk bilincinde olan herkes iyi olmak ve iyilik yapmak ister. Fakat nefsi ve nefsi istikametindeki değişik düşünceleri ona kötülük yaptırabilir. İnsan; akıl, ilim, iman ve irade gibi manevi güçlerle kendini kötülük…     Devamı...

İsra ve Miraç Mucizesi
Thursday, 08 July 2010

M. Ali KAYA
Hicretten bir buçuk sene önce Recep ayının 27. gecesi peygamberimizin (sav) en büyük mucizesi olan İsra ve Miraç mucizesi vuku buldu. Bu mucize Hz. Hatice ve Ebu Talibin vefatı ile zor durumda kalan peygamberimize (sav) bir teselli, ümmetine çok büyük müjde ve müşriklere de çok müthiş tehditler içermektedir. Peygamberimiz (sav) adeti olduğu üzere gecenin üçte ikisi geçince Kabe’ye gelir ve sabaha kadar ibadet ve zikir ile iştigal ederdi. Sabaha karşı “Hatim” denilen yerde sırtını Kabe’ye vermiş dinlenme amacı ile gözlerini kapayarak uyku ile uyanıklık arasında idi ki Yüce Allah’ın fermanı ile Cebrail (as) geldi. Peygamberimizin (sav) omzuna dokundu.  Peygamberimiz (sav) gözlerini açtı. Peygamberimizi (sav) yatırdı. Göğsünü açtı, kalbini çıkardı, zemzem suyu ile yıkadıktan sonra “İman ve Hikmet” ile doldurdu, göğsünü kapattı.
 
Sonra “Burak” adı verilen bir binek getirildi. Bu beyaz bir binekti. Burak denmesinin sebebi “Berk” (Şimşek) gibi hızlı olduğu içindi. Cebrail (as) Burak’a: “Ey Burak! Vallahi sana Allah’ın kulları içinde Muhammed’en (sav) daha hayırlı ve şerefli birisi binmemiştir”  dedi. Burak bunun üzerine utandı ve terledi. Peygamberimiz (sav) üzerine bindi. Burak adımını gözün gördüğü yere atıyordu. Bir an sonra Cebrail (as) peygamberimize (sav) “Burada in ve iki rekat namaz kıl” buyurdu. Peygamberimiz (sav) indi ve iki rekât namaz kıldı. Cebrail (as) “Nerede namaz kıldığını biliyor musun? Sen Taybe’de (Yesrib=Medine) namaz kıldın. Burası senin hicret yurdun olacak” buyurdu.
 

 
Cevşenin 57. Fırkasının Şerhi
Monday, 05 July 2010
Hazırlayan: Zafer KARLI
Giriş:
‘Her millet, herkes Allah'ı bilir. Onu, daha yeni ders almaya ihtiyacımız çok yok’ diye Risale-i Nurun Marifetullah konusundaki tahşidatına mukabele etmek istiyorlar. Hâlbuki Allah'ı bilmek, bütün kâinata ihata eden rububiyetine ve zerrelerden yıldızlara kadar cüz'î ve küllî her şey Onun kabza-i tasarrufunda ve kudret ve iradesiyle olduğuna kat'î iman etmek; ve mülkünde hiçbir şeriki olmadığına ve ‘Lâ ilâhe illallah’ kelime-i kudsiyesine, hakikatlerine iman etmek, kalben tasdik etmekle olur. Yoksa, ‘Bir Allah var’ deyip, bütün mülkünü esbaba ve tabiata taksim etmek ve onlara isnat etmek-hâşâ-hadsiz şerikleri hükmünde esbabı merci tanımak ve her şeyin yanında hâzır irade ve ilmini bilmemek ve şiddetli emirlerini tanımamak ve sıfatlarını ve gönderdiği elçilerini, peygamberlerini bilmemek, elbette hiçbir cihette Allah'a iman hakikati onda yoktur. Belki küfr-ü mutlaktaki mânevî Cehennemin dünyevî tazibinden kendini bir derece teselliye almak için o sözleri söyler. Evet, inkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır. Evet, kâinatta hiçbir zîşuur, kâinatın bütün eczası kadar şahitleri bulunan Hâlik-ı Zülcelâl'i inkâr edemez... Etse, bütün kâinat onu tekzib edeceği için susar, lakayt kalır.
 
Peygamberlerin Manevi Hakimiyeti
Monday, 28 June 2010
M. Ali KAYA
İnsan, dünyaya taallümle tekemmül etmek için gönderilmiştir.
  İnsan hiçbir şey bilmeden doğar, sonra kendisine lazım olan şeyleri öğrenir. Öyle ise dünya bir okul, insan onun öğrencisidir. Nübüvvet kurumu, insanın yaratılışı ile başladığından, peygamberler insanların muallimleri olmuşlardır. Onlar, insanlar için lazım olan her nevi ulûmu mukaddes kitaplardan talim ederek, insanları maddi-manevi kemalata sevk etmişlerdir. Peygamberler ve mukaddes kitaplar insanlara Allah’ın birliğine inanmayı, şirki reddetmeyi, cehaletten kurtarmayı, insanlara güzel ahlakla muamele etmeyi, haksızlık ve zulümlerden çekinerek herkese adil davranmayı, aynı zamanda müspet ilimleri de öğrenmeyi emir ve tavsiye ederler. Bunlar ise terakkiyat ve kemalat-ı insaniyenin dayandığı temel esaslardır.  Bunun içindir ki, insanların gönüllerinde ve kalplerinde taht kurmuşlardır. Bugün yeryüzünde insanların kalplerine hâkim olan üç büyük peygamber vardır: Hz. Muhammed (a.s.m.), Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Musa (a.s.) “Evet, kahr ve cebr ile zahiri bir hâkimiyet, sathi bir tahakküm kısa bir zamanda ibka edilebilir. Fakat bütün kalplere, fikirlere, ruhlara icra-i tesir ederek, zahiren ve batınen beğendirmek şartıyla vicdanlar üzerine hâkimiyetini muhafaza ve ibka etmek –en büyük harika olmakla- ancak nübüvvetin hassalarından olabilir.”
 
Dinin Hayatımızdaki Önemi
Friday, 25 June 2010
M. Ali KAYA
İlk insan Hz. Adem’in (a.s.), ilk peygamber olduğu gerçeğini dünyadaki tüm Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi uleması ve bu dinlerin mensupları kabul ve tasdik ederler. Bu, hemen hemen tüm insanlığın tasdikinden geçmiş bir hakikattir. Hz. Adem (as) İlahî vahyin ışığında tüm insanlığın babası olarak çocuklarına iman, ahlak ve insanlık dersi veriyordu. İnsanlığın gelişmişlik derecesine göre, peygamberler insanlığa maddi-manevi terakkinin yollarını göstermiş, rehber olmuş, öğretmenlik vazifesini bihakkın ifa etmişlerdir. Nitekim ilk mucitler peygamberler oldukları gibi, fenni keşiflerin ilk örnekleri de insanlığa onlar hediye etmiştir. Beşer onların açtığı aydınlık yolda ilerleyerek bu günkü medeniyeti oluşturmuştur.  Böylece, her meslek pîrinin bir peygamber olduğu görülmüştür. Hz. Adem (a.s.) çiftçilerin pîri olduğu gibi, Hz. Nuh (a.s.) dülgerlerin, Hz. İdris (a.s.) terzilerin, Hz. Davud (a.s.) demircilerin, Hz. Yusuf (a.s.) saatçilerin pîridir.
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 10 - 18 / 193

Son Yorumlar

TARİKAT ZAMANI GEÇTİ
"Bu zaman imanı kurtarmak zamanıdır. Seyr ü...
TARİKAT ZAMANI GEÇTİ
Üstadın "Tarikat zamanı geçti" diye bir sözn..
TARİKAT ZAMANI GEÇTİ
1-Hali hazırdaki tarikatlar, suret olarak ...
TARİKAT ZAMANI GEÇTİ
sayın Zafer KARLI tarikatler mis yonunu tamamla...
TARİKAT ZAMANI GEÇTİ
Sevgili kardeşim Fikret Bey, Toplum olarak hepim...

Soru Cevap

Soru Cevap

Zİyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Giriş Formu






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Akademi

Akademi

Dini Kavramlar

Soru Cevap Bölüm

RSS Aboneliği


web statistics