Durmuş GÖKTEKİN
Yanlıştan doğruya gidilmez. Anadolu’nun bir köyünden, bin bir hayallerle İstanbul’a geldiler. Bütçelerine uygun bir ev kiraladılar. Gayeleri 18 yaşındaki kızlarını okutup iyi bir meslek sahibi yapmaktı. Baba, özel bir kurumda aşçı olarak işe girdi. Çevreyi tanıdıktan sonra anne de ev temizliği işlerine başladı. Kızlarını üniversite hazırlık dershanesine kaydettirdiler. Anadolulu bu aile kısa zamanda komşuları tarafından tanındı, sevildi.
Onlar da pek çokları gibi hayatın bir problemler yumağı olduğunu düşünmeden yaşamaya başladılar. Ailenin kızı, kendini kısa zamanda bir arkadaş grubunun içinde buldu. Dershanedeki arkadaşlarının dikkatini çekti. Bazıları kuzu bulmuş kurt gibi kızın etrafında dönmeye başladı. Çünkü kız o arkadaş grubuna yeni katılmıştı. Kim ne söylese, ne yapsa inanıyordu. Kurtların kuzu postuna büründüğünü ve fırsat bulduklarında kendisini yiyeceklerini bilmiyordu.
İnsanı yaratan kötülük yapmayı insana yasak etmiş. Hatta kötülüğe sebep olacak tahrik ve davranışları da yasaklayarak insanla kötülük arasına mesafeler koymuş, kötülüğe giden yolları kapamış. Zinayı haram etmiş. Zinaya zemin hazırlayan söz ve davranışları da haram etmiştir. Gözün zinası, bakılması haram olan yerlere bakmak; kulağın zinası, zinaya dair konuşulanları dinlemek; elin zinası, yabancı bir kadına elle dokunmak veya öpmek; ayağın zinası, zina etmeye gitmektir. Bu sayılan organlara isnat edilen zina gerçek zina olmayıp, gerçek zinaya götüren fiil ve davranışlardır. Gerçek zina yapılmadıkça onların yaptıkları da kendi çaplarınca günahtır.
Bu itibarla aralarında evlilik caiz olan bir erkekle kadının flört etmeleri, dost hayatı yaşamaları, dedikoduya mahal verecek şekilde baş başa kalmaları, birbirlerine sarılmaları, öpüşmeleri, el ele tutuşmaları gibi haller, Allah’ın bildirdiği İslâm dininde onaylanmayan davranışlardandır.
Evlenmek isteyen erkek ve kadın birbirlerini görüp ve beğenmeleri kendi istek ve iradeleriyle evlenmeye karar vermeleri dinin tavsiye ettiği bir yoldur. İşte bunlar matematikteki formüller ve formülde bulunan elamanlar gibidir. Bir problemle karşı karşıya kalındığında bu formüller kullanılarak çözülmelidir.
Matematikte her problemin bir çözüm şekli vardır. Her problem bir formülle çözülür. Sorulan problem hangi formülle çözülecekse o tespit edilir. Sonra o formüldeki elamanlar yerlerine doğru şekilde konur ve işlem yapılırsa doğru sonuca ulaşılır. Başlangıçta bu işlemler doğru yapılmazsa sonuç doğru çıkmaz. Dolayısıyla alınacak kırık not sınıfta kalmaya sebep olur. Hayat, sayamayacağımız kadar problemlerle doludur. Her şeyi insan için yaratan problemlerin çözüm formülünü de yaratmıştır. O formüller, Kur’an-ı Kerimdedir, Peygamber Efendimiz (sav)’in hayatındadır.
Kredi kartlarıyla yapılan alış-verişin hesabı aybaşında karşımıza çıkmıyor mu? Peki doya doya yaşadığımız hayatın hesabı da bir gün karşımıza çıkmayacak mı? İlkine evet diyen akıl ikincisine de evet demek zorundadır.
18 yaşındaki bir genç kız, tam delikanlılık döneminde, karşı cinsle arkadaşlık edecek doğru sonuç bekleyecek! Doru sonuca doğrular kullanılarak gidilir. Bunlar yapılan imtihanlarda görülmektedir. Kız ve erkeklerin karıştırılmasından çeşitli kötülükler, hatta aile ve toplum hayatını çökerten zina gibi sonuçlar çıkabiliyor. İnsan aklı bir işin içinde tehlike varsa onu görür ve kavrar. Aklın ve imanın reddettiğini nefis ister. Nefsin tercihi peşin olanadır. Nefis eline aldığı tohumu yemeyi yeğlerken, akıl ve iman onu ekip bereketli bir üretime sahip olmayı yeğler.
Genç kız, kanının kaynadığı, nefsani arzu ve isteklerinin çağladığı bir dönemdedir. Peşin lezzetlerin heyecan verici duygularıyla uçarken başı dönmektedir. Bu haliyle nerede duracağını, nereye vuracağını düşünmeden, bulduğu gayrimeşru hazzın lezzetine doyamaz. Bu halin kendisini nereye götüreceğini düşünemez.
Son gittiği bir barda, kıskançlık yüzünden çıkan kavgada arada kaldı yolun sonunu ölümüyle noktaladı. Sebep sonuç ilişkisi! Sonuç, gelinen yolun aynasıdır.
Her hadiseyi tahlil ettiğimizde karşımıza matematiksel sonuçlar çıkmaktadır. Atalarımız, “Çekirge bir zıplar, iki zıplar” diyerek bir hesap ortaya koymuştur. Demek ki yaşanan hayatın mutlak surette sonunda ödenmesi gereken bir hesabı vardır. Ödenen hesapta artılar çoksa sermaye yükselecektir. Eksilerde kayıp vardır.
Altın ateşle, kadın altınla, erkek kadınla imtihan edilir. Doğum tek çeşit, ölüm çok çeşitlidir. Herkes ölümün hayırlısını ister. Hayıra götürecek sebepleri kullanarak istemek önemlidir. Çünkü hayat çok hassas hesaplar üzerinde yürümektedir. Her insan anlatıcısını bekleyen bir hikâyedir.
|