|
Durmuş GÖKTEKİN
Ana deyince yanık yürekli, sevdiğine türküler yakan, gözü hasretle yollara bakan şefkat kahramanları gelir aklıma. Analar vardır, başı karlı dağlar gibi dumanlı. Analar vardır yüreğine taşlar basar. Analar vardır, doğurduğu bebeği keser..
Bir de anayı babayı dinlemeyen anne namzetleri vardır.. Neymiş, anası babası onu anlamıyormuş! Eee, be kardeşim onlar anlamıyorsa sen anlayıver onları! İlla onlar mı seni anlayacak? Sen fireni patlayan arabaya dönmüşsün. Bir yere çarpmadan duramazsın! Annen baban üzülürken mutlu mu olacaksın? Sen bedensel ve nefsani arzularının peşinde gidenlerdensin!. Devran döner, gün döner; sen de ana olursun bir gün. Anana babana yaptıklarını evladın da sana yapınca mı anlayacaksın bugünü? Peki iş böyle ise aklını başında taşıman nedendir? Hani biz insandık ya? İnsan olmak bu mudur? Analara babalara gözyaşı döktürmek midir? Gözyaşı dökmeden gerçeği anlamayacak mıyız? Anne babanın yerini tutacak kaç kişinin yari vardır? Siz bakmayın türkülerdeki (Anam, babam sağ olsun, hepsinden yar tatlı) diyenlere. Evet yar tatlı ama, anne babanın yerini tutacak kaç kişinin öyle yari vardır? Onu bulan, bulamayana haber versin de beraber söyleyelim türküyü!
Ayyuka çıkan çığlıklar arasında dökülen gözyaşlarını silip süpürecek bir rahmet gönder Ya Rab…..! Sevgilin hürmetine, baharda açan gülün hürmetine…kalplerimiz katılaştı, yoksa kıyamet mi yaklaştı? Bu acımasızlığı, kini, nefreti, gayri insaniliği üzerimizden kaldır ne olur Allahım!.. Annesiz bir insan var mıdır? Kedilerde, köpeklerde, kurtlarda, kuşlarda bütün hayvanlarda gördüğümüz analık, hiç de insandaki analığa benzemiyor! Bizi bütün mahlukatın serdarı yaratan Rabbim bizi hayırla ıslah eyle, bizi bize döndür! Bizi birbirimize sevdir!
Bizi hayvandan aşağı olmaktan koru, sonra da insan olma seviyesine yükselt! Ne oldu milletin hali, görülenler delilik misali! Aklımızı başımıza iade et ya Allah, ya Rahman, ya Rahim!
Maneviyatını kaybeden neyi kazanmıştır? Olup biten bütün olumsuzlukların kaynağı nefsin beslenip, ruh ve imanın ihmal edilmesindendir. Dolayısıyla ruh ve iman beslenmeli, nefsin gıdası kesilmelidir. Kalpler boşalmış, yerine semiren, kalınlaşan nefis girmiştir. Zaten nefsin ilk basamağında bulunan avam, daha da azgınlaşmıştır. İnsanı ateşe atan, yaptırdıklarıyla yürekler yakan nefsin elinden kurtulmak için iman ve ruh değerlerimizi güçlendirmeliyiz. İç hastalıkları pansuman ederek iyileştiremeyiz. İlaç kendimizde, çare bizde. Kapı kapı dolaşmaya gerek yok! Olup bitene ağıt yakmak, hayretle bakmak fayda etmeyecektir.
Hadiseler karşısında, biraz sağlıklılar bile sağlığını kaybedecek duruma geldi. Hayatı yaşanmaz hale getiren olumsuzlukları kaldırmak için beynimiz patlarcasına düşünmeliyiz. Ben zannediyorum ki insanın dışındaki canlılar, şu insanlar ne yapıyor diye hayretle bize bakıyorlardır. Ya çare bulalım, ya çare gönder Allahım!..
Yalvarmak yakarmak boş yere demeyin! Aklınızı peynir ekmekle yemeyin! Sevelim, sevilelim! Silkinip de kendimize gelelim! Bize bizden başka çare yok! Bugüne kadar hiçbir hayvan gelip de: (Ey insanoğlu derdin nedir, benim sana bir yardımım olabilir mi) diye sordu mu? Birbirimize sevgi ile insanca yaklaşıp, dertlerimize derman olmaya çalışalım. Birimiz diğerine yardımcı olsun. Herkes bir diğerinin kalbine dolsun! Endişe etmeyin kalpler kainat kadar geniş. Düşünün ki Rabbim orayı kendine ev yapmış. O’nun yanına O’nun sevdiklerini koyalım.
Yüreklerimiz yanıyor. Annelerin yüreklerini söndürecek sabırlar ver ya Rab… Tüm annelerin annelik makamına ulaşmalarına dualar edelim.
|