Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color grey color

Risale-i Nur Akademisi

Anasayfa arrow Durmuş GÖKTEKİN arrow DÖNÜLMEYEN YOLDA MISIN?
DÖNÜLMEYEN YOLDA MISIN? PDF Yazdır e-Posta
Thursday, 21 May 2009

 Durmuş GÖKTEKİN

Anne baba eğitimliymiş. Beş yıl kadar yurt dışı görevinde kalmışlar. İki çocukları da öğrenimlerinin bir kısmını bulundukları ülkede yapmış. İngilizce’yi gayet güzel öğrenmişler. Biri, Türkiye’de kız meslek lisesini, diğeri üniversiteyi bitirmiş. Üniversiteyi bitiren; anne ve babasının görüşleri istikametinde evlenmiş, mutlu bir hayat yaşıyormuş. Kız meslek lisesini bitiren bir anaokulunda çocuk bakım öğretmenliğine başlamış. Çok akıllı ve zeki görünümünde bir genç kız olmuş. Aile çevresinde sevilmiş, sayılmış, taktir edilir hale gelmiş. Dedesi ninesi yere yabana koymuyorlarmış. Aile içinde herkes ona; (öğretmenim) diye takılıyormuş. Yaşı ilerlerken fiziki yapısı da gelişmiş. Bu arada eşten dosttan istemeye gelenler olmuş. Hem kendisi hem de annesi biraz naz etmişler. Annesi: (Kızım küçük) derken, kızı da: (Ben, daha evlenmek istemiyorum) diyerek gelenleri geri çevirmiş.

 Daha sonra, çok parlak talipler de gelmiş. Fakat kız, hepsine hayır cevabı vermiş. Annesinin babasının ve yakınlarının istediklerini de istememiş.

 Zaman ilerlemiş, kızın hal ve hareketleri aileye kıvılcım atmaya başlamış. Meğerse bir yaz tatilinde Anadolu’daki akrabalarını ziyarete gittiklerinde köydeki başıboş bir gençle tanıştırılmış ve o gün kızın içine kurt düşmüş. Günden güne ilerleyen ilişkilerde kız kendini o çapkına bağlamış. Artık, paşa da olsa istemem, gitmem demeye başlamış. Ailesi ve yakınları her ne kadar; (İstanbul’dan Anadolu’daki bir köye, hele hele çapkın, işsiz güçsüz bir adama gidilmeyeceğini söylese de kar etmemiş. Hatta dedesi ve yakınları dillerinin döndüğü kadar işin yanlış olduğunu anlatmış, kız anlamamış. Hep mutlu olabileceğini düşünmüş. Tabi bunları düşünürken çok mühim yerleri  atlamış!.. 

 Evet, güzel sonuçlar elde etmek herkesin isteğidir. Böyle bir istekte bulunurken, sebep sonuç ilişkisi gözden kaçırılmamalıdır.

Metropol bir şehirde doğmuş, üst düzeyde yaşamış bir kız, Anadolu’nun bir köyünde, işsiz güçsüz, başıboş bir insanla mutlu olacakmış. Olabilir mi?

Efendim kızın iddiası : (Denenmemiş hayat hakkındaki görüşlerinize katılmıyorum) şeklindeymiş. 

 Allah aşkına hayat denenerek yaşanır mı? Lütfen siz söyleyiniz? Önünüze çıkan uçurumdan atlarsanız ölürsünüz! Ateş yakar! Su boğar! Bunlar denenir mi? Hele şunların içine girip bakıyım; ateş yakacak, su boğacak mı? denir mi?

 Ateş yakar, su boğar, uçuruma atlarsan ölürsün! Hayatla dalga geçilmez… Geçen sene idi, hatırlayanlarınız olabilir. Doğuda, bir çobanın önünde, ürken koyunlar uçurumdan dereye uçtu ve telef oldu. Bunu gören İnsan, bir de ben deneyim diyebilir mi? Yaratılan, yaratanı deneyemez! Koyunların başına gelen hayvanlıklarındandır. Normal zamanda, düşmekten korunmaya çalışan hayvan, içgüdüsel olarak ürktüğü için kaçarken düştü. Yaratıcı hayvanların bile fıtratlarına kendilerini koruma ve kollama programı yerleştirmiş.

 İnsan, akıl ve fikirle, gelecek tehlikeleri anlamalı, onları ortadan kaldırmaya, kendini güven ve emniyete almaya çalışmalıdır.  

 Yalnızlığın şafağında bir gün açılır gözlerin. Sevda doldurmamıştır kalbini! Yaşamak isteyip de bulamadığın hayallerini döküverir kucağına. Sus pus olur, yığılır kalırsın. Kader, kor kollarına bir yığın mihneti. Ve içine bir kor düşer, denediklerin seni yakmaya başlar. İşte o ateş cehennem ateşinin, dünya haliyle bir örneğidir. Yandıkça yanmaya devam edersin. Beklersin, Allah’ın nusreti gelinceye kadar.

 Keşke dememek için, keşkelere giden yolda seyretmemeliyiz!

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Ekle!
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
kucult | buyut

busy
 
< Önceki   Sonraki >

web statistics