Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color grey color

Risale-i Nur Akademisi

Anasayfa arrow Durmuş GÖKTEKİN arrow HAYAT YAŞANARAK İSPAT EDİLMELİDİR!
HAYAT YAŞANARAK İSPAT EDİLMELİDİR! PDF Yazdır e-Posta
Thursday, 21 May 2009

Durmuş GÖKTEKİN
Telaşlı bir hayat yaşıyoruz. Hızlı bir hayata mahkum olmuşuz. Yavaş gidenler hızlı gidenlerin ayaklarına takılıyor. Yollar asfalt, arabalar son sürat. Yemek fast-food. Üretim ve tüketim tercih sebebi. Alışverişe gidenler bir şeylerin biteceği telaşında. Değişim ve gelişim her an. Bugünkü teknik ve teknoloji, hayatımıza oldukça ivme kazandırdı. Önü görünmeyen bir yaşayış içindeyiz. 

 Hayatı ve çevreyi beş duyumuzla tanır, doğruları aklımızla bulmaya çalışırız. Aklımızla bulduğumuz doğruları yine aklımızla bozar, aklımızla düzeltiriz. Hayat insan için bir laboratuvardır. Bu laboratuvarda test edilmeyen hiçbir şey yoktur. Hani güneş görmeyen söz yoktur tabiri neyse bu da öyle bir şeydir. Yani bizim yaşayacaklarımız bizden önce yaşanmıştır anlamında. Ne var ki her gelen deneylerini kendi yapar.  Akıllı insanlar kendilerinden önce yapılan deneylerden faydalanan kimselerdir.

 Bugün insan yaptıklarıyla kendini tuzağa düşürmüştür. İnsanlığı bu tuzaktan yine kendisi kurtaracaktır. Üzerinde yaşadığımız dünyanın ekolojik dengesini bozduk. Hayatımızla hayatımıza tuzak kurduk. Her şey kendi içinde, belli ölçülere tabi iken; ucu sonsuza giden istek ve arzularımız uğruna her şeyin ölçüsünü kaçırdık. Hayatımızla ilgili ne varsa, nefislerimiz istikametinde hoyratça kullanmaya başladık. Hayatımızı olumsuzlaştıracak hıza eriştik. İnsanlık bu hızı yavaşlatmak ve kendi orijinal ölçülerine çekmek zorundadır. Müşterek akıl da bunu gerektiriyor. Yoksa bu çılgın yaşayışa ani duruş verilirse yaş kuru birlikte helak olacaktır. 

 Kavramlar yer değiştirmeli! Hız yap, hızlı yaşa yerine; yavaşla, ölçülü yaşa ve çok düşün sloganıyla, hayat arabasının direksiyonuna yapışmak zorundayız. Yoksa halimize şeytanlar gülüp, melekler ağlayacaktır.

 Hayatın her noktasında ölçü vazedilmişken, ölçüsüzlük her şeyi bozmuştur. Hayalin sınırı yok. Halbuki insanlık, bugün hayaline göre yaşıyor. Sınırlı imkanlarla sınırsız ihtiyaca cevap vermek mümkün değildir.

 Gayeden uzaklaşan insanlık, hep ufka, gökyüzüne bakıyor. Gidebileceği, noktayı arıyor, çıkabileceği yüksekliği düşünüyor. Yeni hedefler bulmaya çalışıyor. Oraya buraya koşmaktan başı dönüyor, unutkanlığı kendini insanlıktan uzaklaştırıyor. Menfi duygularının sarhoşluğunu yaşamaya başlıyor. Unuttuğunu bile unutuyor. Böyle algın ve dalgın yaşayıp giderken, kalbine inen bir darbe ile gözleri açılıyor. Sözcükler boğazında düğümlenip kalıyor. Dünyaya gelme maksadının ne olduğuna, neleri yapması gerektiğine vereceği cevapların neler olduğuna, alnından yanaklarına doğru yuvarlanan ter damlaları cevap oluyor…

 Dünyaya gelmekten, maksadın ne olduğu, neler yapılıp, neler yapılmayacağı, soruları başına üşüşüyor. Ama o zaman da cevap bulacak vakti kalmıyor.

 Hiçbir şeye irademiz karışmadan, zengin bir donanımla dünya alemine gönderilmişiz. Peki, “bizi buraya gönderen kim, biz burada ne yapacağız, nereden ve niçin geldik, sonra nereye gideceğiz ve ne olacağız” diye kendimize sormazsak kuştan farkımız olur mu? Hayvanlar bile yaşayış biçimleriyle örnekler sergiliyor. 

 İnsan, gönderildiği bir yere gittiğinde; “seni kim gönderdi, buraya ne yapmaya  geldin?” sorularına bilmiyorum diye cevap verirse, onu kim muhatap kabul eder, ona kim değer verir? İnsanın üstün değerini kuşlar mı ispat edecek?

 Yeri geldiğinde hep müspetten bahsederiz. Müspet, ispat edilen demektir. İspat edilemeyen hükümsüzdür. Hayat yaşanarak ispat edilmelidir!

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Ekle!
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
kucult | buyut

busy
 
< Önceki   Sonraki >

web statistics