Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color grey color

Risale-i Nur Akademisi

Anasayfa

İyilik ve Güzellik Rengi

Durmuş GÖKTEKİN
İnsan bulunduğu yere, yaptığı işe ve düşüncelerine göre boyanır, renk alır. (İp hangi renk kazanda bulunuyorsa onun rengini alır) Büyükler buyurmuş ki; tasavvufun dört kapısı vardır.
a.    Şeriat
b.    Tarikat
c.    Marifet
d.    Hakikat kapısı
Hakikat “gerçek” ‘e ulaşmak için bu kapıların tekek teker geçilmesi lazım.

Mevlana’ya öğrencilerinden biri sormuş:
- Bu dört kapı meselesini ben pek anlayamadım
Mevlana da:

- Karşı medresede…     Devamı...

Aile Gemisini Yüzdürelim

Durmuş GÖKTEKİN
Birbirlerini severek, isteyerek evlenen insanlardan bazıları bir müddet sonra boşanıyor. Bundan en çok çocuklar zarar görüyor. Onlar ömür boyu o zulmün izlerini taşıyor. Evlilik fıtri olup, insan donanımındaki duygu ve dürtülerin hareketiyle başlayan, son nefese kadar devam eden bir zaman dilimidir. Evliliğe niyet eden gençler; hissiyat ve duygularının yanı sıra, aklı ve ilmi ön planda tutup, evlilik işlemini gerçekleştirmelidir. Aksi halde hissiyatın akla galip geldiği o dönemde meydana gelen dalgalanmalar içinde boğulabiliyorlar.

Bitmeyen ve…     Devamı...

İnsan ve Nizam

Durmuş GÖKTEKİN
Her şey insanla ilgili. İnsanı yaratan kainatı yaratmış. Kainat bir nizam içinde işleyişini devam ettiriyor. İnsan, bu mükemmel nizam içinde kendi hayatını nizamsız bırakamaz, bırakmamalı! Dışımızda cereyan eden negatif ve pozitif fiiller içimizde de bulunmaktadır. Bunları akıl, ilim ve irademizle; negatif veya pozitif alanda kullanırız. Aleyhimizde kullanmamak için bir ölçü ve tartıya ihtiyaç duyarız. 

 Bu ölçü ve tartı İlahi hükümlerle birlikte sosyolojik yapımızla ilgili olarak kanunlar çerçevesindeki hükümlerdir. 

 Biz,…     Devamı...

Pirelenmek...

Durmuş GÖKTEKİN

Ömer Seyfettin Pire Hikayesi’nde şöyle anlatır:

Köpeğin sahibi, köpeğini bol bol yedirir içirir, besler ve her gün yıkar, temizler, parfümler. İnsana yapılacak hizmetten daha fazla hizmet eder.  Köpek de bu haliyle rahata alışır, miskinleşir, yattığı yerden kalkmak istemez, sürekli uyur. Uyanır etrafı bir kolaçan eder, yine uykuya geçer. Böylece yemek ve içmekten kesilir. Bu gidişle köpek hastalanır. Sahibi köpeği kucaklar veteriner, veteriner dolaştırır. Sonunda Avrupalı, ihtiyar bir veterinere götürür. Veteriner, köpeğe bakar, sahibine der…     Devamı...

Çırpınma Çıkamazsın

Durmuş GÖKTEKİN

İnsanı, doğru iken eğri hale getiren, yamultan, dünya yönüyle kanun ve nizamları çiğneten, ahiret yönüyle günah ve haramlara sürükleyen hep nefsi olmuştur. Bu yönüyle nefse karşı sürekli dik durmalı, ona boyun eğmemeli, teslim olmamalı. Son nefese kadar onu en büyük düşman kabul etmeli ve ona göre vaziyet almalıyız. İnsan iradesi, nefsine karşı tam teçhizatlı bir savaşçı gibi olmalıdır. Her irade bu güce sahiptir ve iktidarlıdır. Yeter ki kendi içinde tutarlı ve kararlı olsun! İnsan her zaman iradelidir.…     Devamı...

HAMİYET VE GAYRET PDF Yazdır e-Posta
Tuesday, 02 June 2009
M. Ali KAYA
Himaye, gayret ve kıskanma anlamında bir kelimedir. Bir ahlak terimi olarak din, namus ve vatan gibi yüce değerleri koruma ve savunmak için gayret etmek anlamına gelmektedir. Kan bağı olanların birbirlerini koruma duygularına da hamiyet adı verilmiştir. Kur’ân-ı Kerimde “hamiyet” kelimesi Fetih Suresinde bir ayette iki defa geçmektedir. İnkârcıların gayretlerinin “cahiliye gayreti” olduğunu belirtmektedir. (Fetih, 48:26) Cahiliye gayreti iki şekilde tefsir edilmiştir. Birincisi batıl inançlarında ısrar ve taassup göstermek, ikincisi ise, kabile ve ırk hamiyetidir ki ırkını savunmak için kendisini feda etmesidir.

Namusunu, şerefini, mukaddesatını koruyamamaktan dolayı utanmak ve sıkılmak da hamiyetten kaynaklanmaktadır. Mukaddesatı, Kur’an ve sünneti müdafaa ve muhafaza gayretine de hamiyet denir. İslam dini “hamiyet-i cahiliye”yi yasaklamış, “hamiyet-i diniye”yi tavsiye etmiştir. Hamiyetin dine ve millete bakan iki yönü vardır. Dine bakan yönü insanı ahrete ve Allah rızasına yönlendirirken, millete bakan yönü ile de bireyi “vatan ve millet için” fedakârlığa ve gayrete sevk etmektedir. İslamiyetin her ikisine de sahip çıkarak teşvik ettiğini belirten Bediüzzaman “İslamiyet katında din ve milliyet bizzat müttehittir. İtibarî, zahirî ve ârızî bir ayrılık var. Belki, din milliyetin hayatı ve ruhudur. Hukuk-u umumiye içinde hamiyet-i diniye esas olmalı, hamiyet-i milliye ona hâdim ve kuvvet ve kalası olmalı. (ESDE, 2009, Hutbe-i Şamiye, s.357) buyurarak bunun sınırlarını çizmiştir.

Dine dayanmayan ve Allah rızasını gözetmeyen bir hamiyet insanı ırkçılığa götürürken, sadece ahrete yönelen ve dünyayı, milleti ve vatanı önemsemeyen bir yaklaşım da taassuba, ülke için fedakârlıktan kaçınmaya, “neme lazım” düşüncesi ile vurdumduymazlığa ve İslam milletinin zillet ve sefaletine sebep olmaktadır. 

Bediüzzaman hamiyet ve gayret “Ümit ve Emel” sahibi olmak gerektiğini ifade etmektedir. Onun zıddı yeistir ve “Yeis aczden gelir. Yeis mani-i her kemâldir. Hamiyet ise şiddet-i mevâniye karşı şiddetle mukavemet etmektir. Çabuk ye’se ınkılab eden hamiyet hamiyet değildir” (ESDE, Münazarat, 214) buyurur.

İnsanı dini bakımdan gayrete getiren cennet ve saadet-i ebediye ümidi olduğu gibi, dünyada da gelişmeyi, terakki ve tekâmülü sağlayacak olan ve izzet ve şerefle yaşamayı netice veren, islamın ve Müslümanların diğer milletler ve dinler karşısında izzetini artıran ve zillet ve sefaletten kurtaracak olan “ümit ve emeldir.” Geleceğe ümitle bakmak ve gelecekten ümitli olmaktır. İstibdadın eseri olan ümitsizlik, insandaki istidat ve kabiliyetleri söndürür ve insanlık cevherini öldürür. Ümitsizlik insanı bencil ve tembel yapar. Her türlü ahlaksızlığın temelinde ümitsizlik vardır. Bu ise Bediüzzaman’ın ifadesi ile acizlikten ileri gelir. Her gelişmeye manidir. Hamiyet ve gayret ümitten nemalanır ve her nevi sıkıntıya göğüs germeyi, dini ve milleti iin her türlü fedakârlığı göze almayı netice verir. Himmet ve gayretin büyümesi ile ahlak da o nisbette yücelir. İnsanı da şahsi menfaatini takip eden şahıs olmaktan çıkarır ve ülkesi için çalışan vatandaşlar haline getirir. Bunun için Bediüzzaman “Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başına bir millettir” buyurur. 
  
“Hamiyet ayrıdır, iş ayrıdır” buyuran Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Bence bir kalb ve vicdan fezail-i islamiye ile mütezeyyin olmazsa ondan hakiki hamiyet ve sadakat ve adalet beklenilmez. Fakat iş ve sanat başka olduğu için, fasık bir adam güzel çobanlık edebilir. Ayyaş bir adam ayyaş olmadığı vakitte iyi saat yapabilir. İşte şimdi salahat ve mahareti, tabir-i âherle fazileti ve hamiyeti, nur-u kalb ve nur-u fikri cemedenler vezaife kifayet etmezler. Öyle ise ya maharettir veya salahattir. Sanatta maharet ise müreccahtır” (ESDE, Münazarat, 236) buyurarak dindar olmayan insanların da hamiyet ve gayret sahibi olabileceklerini belirtmiştir.

Siyasi ve idari açıdan meseleye bakıldığı zaman vatan ve memleket için şahsından ve malından fedakârlık yapabilen, ülkesi ve milleti için gayret sarfeden milliyetçiler ile, millete hizmeti esas alan, bireysel hak ve özgürlükleri esas alan demokratların dindar olmasalar da hamiyet ve gayret sahibi oldukları ve siyasette maharet sahibi olduklarını görmezlikten gelemeyiz. Çünkü siyaset ve idarecilik ancak bu temel vasıflara sahip insanlar tarafından başarılı bir şekilde yapılabilir.
 
 
< Önceki   Sonraki >

Son Yorumlar

İslamda Cihad ve Ter...
It's cool that people are able to get the http://w...
Anzaklar Şehit mi?
Cars and houses are quite expensive and not every ...
Hüküm ve Hakimiyet M...
People in every country get the personal loans in ...
İSLÂMI YAŞAMAK
Don't you recognize that this is high time to rece...
Risale-i Nuru Okuma ...
Sevgili kardeşim, Birşey kabulde edilecek olsa ...

Soru Cevap

Soru Cevap

Zİyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Giriş Formu






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Akademi

Akademi

Dini Kavramlar

Soru Cevap Bölüm

RSS Aboneliği


web statistics