Zafer KARLI
Rivayetlerde Hz. Mehdi’ye kendisini “Mehdi” bilerek davasına destek olanların sayısı “Bedir Ashabı” kadar, yani 313 kadar olacaktır. Evvelkiler onlara yetişmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler. Bir başka rivayette ise onların sayısının Talut ile nehri geçenler kadar, yani yine 313 kadar olduğu ifade etmektedir. (Meriy b. Yusuf b. Ebi Bekr b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi, “Ferâid-u Fevaidi’l-Fikr fi’l-İmam el-Mehdi el-Muntazar”) Bu 313 kişi gece âbid, gündüz kahramandırlar. Ne evvelkiler ve ne de sonrakiler fedakârlıkta onlara yetişemezler. Bunların arasında kadınların da bulunduğu 314 kişi olacağı rivayet edilmektedir. (Kıyamet Alametleri, s.169; Ukaylî, En-Necmu’s-Sâkıb fî Beyân-ı enne’l-Mehdî min Evlâd-i Ali b. Ebi Talib ale’t-Temam ve’l-Kemâl)
İnsanları Allah'a iman etmeye davet eden, din ahlakına çok büyük hizmetler veren böyle değerli bir insana inananların sayısının bu kadar az olması çok dikkat çekicidir. Kuşkusuz bu çok mucizevî bir durumdur. Günümüzde en küçük bir dini topluluk bile binlerce kişiden oluşurken, İslam ahlakının hâkimiyetine vesile olacak olan Hz. Mehdi'nin yardımcılarının sayısının yalnızca 313-314 kişi olması, Hz. Mehdi'nin ve cemaatinin başlıca ayırt edici özelliklerinden biridir.
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “İman hakikatlerinin neşri, ilanı ve müdafaası ile ilgili böyle bir hizmeti ifa edecek olanların sayısının az olacağını ifade etmektedir. Ancak onlar güçlerini imanlarından ve ihlâslarından alacaklarını da belirtmektedir. “Fen ve felsefenin tasallutuyla ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu, beşer içine intişar etmesiyle her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır.” “Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek” de bu vazifenin içine girmektedir. “Bu vazifenin istinat ettiği kuvvet ve manevi ordusu yalnız ihlâs, sadakat ve tesanüt sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirtlerdir. Ne kadar az olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar” (Emirdağ Lâhikası, 2006, s. 456) buyurmaktadır.
Bu vazifesini yaparken Mehdi’ye meleklerin de yardımcı olacağı yine rivayetlerde mevcuttur. Nitekim hadiste “Allah onu üç bin melekle destekleyecektir” (El Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, Ahmed İbn-i Hacer-i Mekki, s. 41) buyrulmaktadır. Bunların önlerinde Cebrail (as) ve arkalarında Mikâil (as) bulunacaktır. (Age. s. 47) Meleklerin Salih mü’minlere yardımcı olacağı zaten belirtilmektedir. Nitekim yüce Allah Bedir savaşında peygamberimize (sav) “Üç bin meleği” dünya semasına gönderdiğini Kur’ân-ı Kerim açıklamaktadır. (Âl-i İmran, 3:124) Yüce Allah o meleklere “İman edenlere yardımcı olun ve kalplerindeki imanı güçlendirin, kafirlerin kalplerine korku salın ve boyunlarına, parmaklarına vurun” (Enfal, 8:12) şeklinde emir buyurmuşlardır.
Peygamberimiz (sav) ahir zamanın dehşetli ortamında iman eden ve imanlarında sebat edenlerin çok değerli olacaklarını açıkça belirtmektedir. Dinsizliğin tüm dünya üzerinde çok yaygın hale geldiği, ahlâkî dejenerasyonun çok büyük hız kazandığı bir zamanda Mehdi liderliğinde mü’minler çok büyük zorluklarla ve toplumsal baskılarla karşı karşıya kalacaklardır. Nitekim peygamberimiz (sav) “İnsanlar üzerinde öyle bir zaman gelecektir ki dinde sebat eden eline ateş koru alan kimse gibi olacaktır.” (Mer'iy b. Yusuf b. Ebi Bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si, "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar) Mehdinin talebeleri ve yardımcıları iste ateş korunu elinde tutanlar gibi yanacakları bir gerçektir.
Mehdi’nin talebelerinin büyük baskılara maruz kalacakları hadislerde bu şekilde belirtilmektedir. Zamanın dehşeti, dönemin ahir zaman olması, uygulamada hak ile batılın yer değiştirmesi, insanların Kuran ahlakından uzaklaşmış olmaları, ahlaki yozlaşmanın çok yüksek boyutlara ulaşması, insanların böyle şerefli bir mümine tabi olmalarını ve onun topluluğuna katılmalarını engelleyecektir.
Mehdinin talebelerinin genç olacağı belirtilmiştir. Rivayetlerde “Mehdinin bayraktarı, sakalı hafif, rengi sarı, küçük bir genç olacaktır” (Kavlu’l-Muhtasar, s. 51) Yine “Doğudan Temimi soyuna mensup bir genç olacağı” da ifade edilmektedir. (Kavlu’l-Muhtasar, s. 26)
Mehdi ilmi yayacağı için talebeleri de ilim sahibi olacaklardır. İlim, malumat yığınından ibaret değildir. Elde edilen malumatı anlamlandıran ve Allah’a olan imanı artıracak ve Allah rızasına götürecek olan mana, iman ve ihlâstır. Bu sebeple Mehdinin talebelerinin “Ârif” oldukları, yani Allah’ı tanıyan ve rızasını isteyen anlamındadır. Muhiddin-i Arabî’den gelen bir rivayete göre “Mehdinin talebeleri özellikle bu vezirler her konuda gerçek manada arif kişiler olacaklardır.” (Hayrettin Gümüşel, Beklenen Mehdi, s. 37)
Mehdi çıktığı zaman bütün Müslümanların ilim ve takvaca üstün olan havassı ve avamı, yani geneli sevineceklerdir. Mehdi’nin ilâhî ilham eseri olan ilmini manen destekleyen adamları olacaktır. Onun davetini ayakta tutacaklar ve ona yardım edip kendisini zafere kavuşturacaklardır. Ülkeye ait bütün ağır yükleri bunlar yüklenecekler; Allah’ın manen ilhamla verdiği bu görevden dolayı ona destek olacaklardır. Muhiddin-i Arabî hazretleri “Onların kendi cinslerinden olmayan bir korucuları olacaktır. Bu Allah’a hiçbir vakit karşı çıkmış değildir. Kendisi en saf ve samimi vezirlerden olacaktır.” (Gümüşel, Beklenen Mehdi, s. 37) (Allah daha iyi bilir ya bu Hz. İsa (as) olabilir.)
Hz. Muaviye b. Kırra (ra) peygamberimizden (sav) rivayet ettiğine göre “Ümmetimden bir taife kıyamet kopuncaya kadar yardım görmeye devam eder.” (Ramuzu’l-Hadis, 427) yine rivayetlerde “Hz. Mehdi’nin yardımcılarının Arap olmayacakları, diğer milletlerden olacağı” (Kıyamet Alametleri, 187) Üstün ahlak sahibi ve hidayet sancaklarıdırlar. (Ramuz, 1:135) Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından ve dedikodusundan korkmazlar” (İbn-i Mâce, 10:259)
Hz. Ali’nin (ra) rivayetinde “Mehdi’nin yardımcıları Cenâb-ı Hakkı en iyi bilenlerdir” (Ebu Naim el-Kufi, Kitabu’l-Fiten) Çünkü Hz. Mehdi marifetullah ilmini en güzel şekilde ortaya koyduğu ve Allah’ı kâmil manada bildiği için onun yardımcıları ve talebeleri de Allah’ı en iyi tanıyan kimseler olacaklardır.
Mehdi’nin talebeleri Mehdi’nin ortaya koyduğu iman ve marifetullah ilmini yaydıkları ve hakikat derslerini neşrettikleri için “hiçbir zaman hezimete uğramazlar” (Gümüşel, Beklenen Mehdi, 37) İman ve marifet dersi verdiği için “Allah Mehdi’nin ordusunu ve yardımcılarını başarılı kılacaktır.” (Mer'iy b. Yusuf b. Ebi Bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si, "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)
Mehdi Allah’ı tanıttığı ve iman dersi verdiği için Mehdi’nin kumandanları ve vezirleri insanların en emini ve en güvenilir kimseleridir. (Gümüşel, Beklenen Mehdi, 37; Kavlu’l Muntazar, 49)
Mehdi’nin mücadelesi elbette Deccal ile olacaktır. Deccal bütün insanları dünya ile aldatarak siyasetine alet ettiği için kendisine karşı mücadele eden ve inananları ahrete yönlendiren, dini ve imanı yeniden ihya eden Mehdi’yi ve talebelerini mağlup edebilmek için aralarına fitne ve fesat tohumları atar. Onları bölüp parçalayarak Mehdi’nin yanından ayırmaya çalışır. Ama ne var ki peygamberimizin (sav) belirttiği gibi “Mehdiyi ve hizmetini terk edenlerin ayrılmaları onlara bir zarar vermez.” (Ramuz, 472) Muhammed b. Hanefi’nin (ra) rivayet ettiği gibi “Bulutların semada toplandığı gibi, Allah onun etrafına bir kavim toplar. Onların kalblerini uzlaştırır. Onlar içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler ve onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır." (Kitabu’l-Burhan, 57)
Mehdinin hizmeti deccal’ın yasaklaması ile gizli olacaktır. Hz. Ali’nin (ra) belirttiği gibi Mehdi imanı gizli olarak yayar. “Sırren tenevvür eder.” Kalpler, akıllar ve vicdanlar üzerine hükmünü icra eder. Çünkü iman kalp ve akıl işi olup vicdanları tenvir eder. Bu sebeple Mehdi’nin vezirleri de gizli olacak ve açıkça bilinmeyeceklerdir. “Allah Mehdi’ye bir grup kimseyi ona vezir tayin etmiştir. Allah bu kimseleri gizlemiştir.” (Gümüşel, Beklenen Mehdi, 36) “Allah Mehdi için bir cemaat yaratır. Onlar Allah tarafından saklıdır.” (Risaletu’l-Hurucu’l-Mehdi, 129) Mehdi’nin askerleri peygamberin sahabeleri gibi “İman hizmeti” yaparlar. “Sahabeler gibi önde hareket edeceklerdir. Tıpkı sahabelerin Allah’a verdiği sözü yerine getirdikleri gibi, bunlar da sözlerini doğrulayıcı olacaklardır.” (Gümüşel, 37)
Mehdi’nin askerleri ve talebeleri deccal ve askerleri tarafından takip edildikleri ve hapislere atılıp, mahkemelere çıkarılıp cezalandırıldıkları için İbn-i Merdüye, İbn-i Abbas’ın (ra) hadisini tahric ederek “Ashab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacaktır.” (Kitabu’l-Burhan, 4. Bölüm; Celalettin Suyutî, Mehdinin Alametleri, s. 59) Yani onlara gibi gizli ibadet edecekler ve onlara benzeyeceklerdir demiştir.
Sonuç olarak deccalın fitnesi ile dinin terk edildiği ve önemsiz hale geldiği bir dönemde Hz. Mehdi, Allah'ın Peygamber Efendimize (sav) 1400 yıl önce ahlakını, fiziksel özelliklerini, faaliyetlerini, hizmetlerini ve dünyada bırakacağı etkiyi bildirdiği ve kaderde takdir ettiği mübarek bir şahıs olacaktır. Bu özelliklerin taklit edilmesi, çaba harcanarak kazanılması kesinlikle mümkün olmadığı gibi, Hz. Mehdi'nin çalışmalarının durdurulması ya da çeşitli tevillerle reddedilmesi de Allah'ın izni ile mümkün değildir. Hz. Mehdi, Peygamberimizin (sav) de haber verdiği gibi tüm hizmetlerini yerine getirecek ve Allah'ın izniyle ahir zamanda ikinci kez yeryüzüne gelecek olan Hz. İsa ile birlikte imanı, tevhit hakikatini, Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacaktır. Bu, Allah'ın belirlediği bir kaderdir. Yüce Allah Kuran'da tevhit dininin ve İslam ahlakının yeryüzüne hâkim olacağı şu şekilde müjdelenmektedir: “Elçilerini hak din ve hidayet üzere gönderen O’dur. Müşrikler istemese de Hak din olan tevhit ve İslamı bütün dinlere karşı üstün kılacak olan O’dur.” (Saf Suresi, 61:9)
Allah'ın seçkin kullarından biri olan Hz. Mehdi, 1400 sene önce Peygamberimizin (sav) bildirdiği gibi –Allah'ın izni ile- ahir zamanda Kuran ahlakını tüm dünyaya hâkim edecektir. Tek başına da olsa, kaderinde olan bu vazifesini muhakkak yerine getirecektir. Bu tebliği süresince ona yardımcılar kılınması ise Yüce Allah'ın bir lütuf ve nimetidir. Rabbimiz elçilerine desteğini, Kuran'da şu şekilde bildirmiştir: “Siz O Peygambere yardım etmezseniz, Allah ona yardım etmiştir...” (Tevbe Suresi, 9: 40) Allah’ın yardımı elbette ona yeterlidir.
|