|
İlim Araştırma Ekibi
Danışma ve fikir alma, yapılacak işleri karara bağlama anlamına gelen meşveret, dinin esası ile ilgili değil, uygulamaya yönelik olarak yapılacak faaliyetleri kapsar. “Mü’minlerin kendi aralarındaki işleri meşveretledir” ayetinin uygulamasıdır. Meşveretin hayatı hak, kalbi marifet, lisanı muhabbet ve aklı kanundur. Meşverette hürriyet esastır. Hürriyet istidat ve kabiliyetlerin inkişafına sebeptir. Her bir ferdi bir padişah gibi hür ve azade kılar. Bu da her bir ferdin istidadını kâinat vüs’atinde inkişaf ettirir. Her bir nur talebesi ulvî olan hizmet-i nuriyeyi nazara alarak amal ve müyûlatın filizlerini orada bağlayarak himmeti Süreyya kadar tevessü ederek mahsul verecektir.
Şayet tembellikle ve garazlarla bu kabiliyetler engellenirse elbette istenilen mahsul alınmayacağı gibi, meşveret de istenen sonucu vermeyecektir. Meşverette ruhların imtizacı ve tesanütü, fikirlerin telahuku ve yardımı, kalplerin in’ikası ile olur. Halis bir meşveret ancak kalplerin in’ikasından, ihlâs ve samimiyeti esas alan bir cemaatten çıkar. İşte meşveret böyle bir heyetin ruh-u mânevisi hükmüne geçer.
Meşveret bir mesuliyetin gereğidir. Bu mesuliyeti hisseden meşveret üyelerinin her bir ferdi, bu ehemmiyetli şuur ile haklı bir şura için gayret ve dikkat eder. Bu cemaatten çıkan kararlar az mütehassıs, sağırca ve metin olmalıdır. Metin olmalıdır uygulamadan taviz verilmemelidir; sağır olmalıdır, olur olmaz tenkitlere ve itirazlara önem vermemelidir.
Meselelerde mütehassıs, geniş fikre ve ince nazara malik bir heyetin kararları elbette isabetli ve hakkaniyetli olacaktır. Nefsü’l-emirde, yani gerçekte var olana göre hükmetmek ve hissiyatı karıştırmamak prensibini benimseyen haklı bir şura elbette tesanüdü netice verecektir.
Bu zaman eski zamana benzemez. Sosyal hayatın bağları ve rabıtaları tekessür etmiş, hayat şartları ve imkânları ağırlaşmış, yaşamak zorlaşmış, medeniyetin gereği olan hususlar o kadar çoğalmıştır ki, ancak cemaatin kalbi hükmünde olan haklı ve şer’î, yani şartlarına uygun bir meşveret, bunu sağlayan hürriyet-i efkâr bu hizmeti taşıyabilir, idare ve terbiye edebilir.
Meşverette isabetli kararların alınabilmesi için:
1. Risale-i Nur rehberimiz ve kaynağımız olmalıdır,
2. Münakaşa kapısının açılmaması,
3. Hissiyattan ve peşin hükümlerden kaçınılması,
4. “Enaniyet, benlik ve rekabetten” kaçınmalıdır,
5. Konuşanlar delilli ve kaynaklı konuşmalıdır,
6. Farklı görüşler sözü kesilmeden sonuna kadar dinlenilmelidir,
7. Divan başkanı sataşmalara ve karşılıklı söz düellosuna meydan vermemelidir,
8. Sözcüler açık fikirli olmalı ve hasbeten lillah konuşmalıdır,
9. Mükerrer ifadelerden ve fikirlerden kaçınmalıdır,
10. Uygulamada “taksimü’-l amal ve teşrik-i mesai” kuralına uyulmalıdır.
11. Kabul edilmeyen fikir sahipleri fikirlerinden vazgeçerek istişare kararlarını kendi fikirleri gibi sahiplenerek kabul etmelidirler.
12. Haklı şuranın “ihlâs ve tesanüdü” netice verdiği dikkate alınarak aksinin haksız bir şura olduğu hususu da gözden uzak tutulmamalıdır.
13. Meşverete bağlı üç adamın sırr-ı tesanütle yüz adam kadar millete faide verdiği bilinmelidir.
14. Meşveret heyeti üyelerinin prensipleri “uhuvvet ve ihlâs” düsturları ve “Hizmet Rehberinin” prensipleri olduğu unutulmamalıdır.
15. Heyet yeleri mücbir bir sebep olmadıkça istişareye katılmalı ve sonuna kadar ayrılmamalıdır.
|