|
Durmuş GÖKTEKİN
Allah'ı bize tanıtan dört külli muarrif vardır. Birincisi, kâinat kitabı, İkincisi İnsanın bizatihi kendisi, üçüncüsü Kur'ân-ı Kerim ve dördüncüsü Peygamberimizdir. (sav)
a. KAİNAT: Üzerinde yaşadığımız dünya dahil, sayısını bilemediğimiz
Gezegenlerin bulunduğu alem kainattır.
Hiçbir varlığın kabul etmediği teklifi İnsan kabul etmiş. Bu teklifi aklı sayesinde
kabul eden insan Allah’a kul olmaya razı olmuş. Ne var ki dünyaya gelip akıl baliğ olunca, bazıları isyan ederek nefsine zulmetmiştir. Yani Allah’ça kabul olmayan; ateist, ateşperest, putperest gibi inançlara yönelmiştir.
Kainat, muazzam bir sanat eseridir. İnsanın aklını, hissini ve duygularını uyaracak
hikmetler, güzellikler ve sırlarla doludur. Yeter ki bizde, görecek göz, anlayacak
akıl bulunsun. Çünkü her şey açık ve seçik olarak O’nun varlığını göstermektedir.
İnkarda kalmayan hiçbir akıl, kainatın baş döndüren düzenli işleyişini tesadüfe veremez. Hangi akıl diyebilir ki; şu eczanede raflara dizilmiş, kutular içindeki ilaçlar kendiliğinden gelmiş burada bulunmaktadır? Buna hayır dediğimiz zaman; doğru olanı ve yapılanı kabul edip şöyle dememiz lazım; ilaçların hammaddeleri getirilmiş, bir ünitede işlenmiş, sonra laboratuarlarda belli ölçüler (dozlar)’de karıştırılarak hazırlanmış ve ambalajlanmış, sonra raflara bir el tarafından yerleştirilmiştir.
Yeryüzünde dağın, denizlerin yerleştirilmesi ve toprağın bir memur gibi çalıştırılması, kudreti her şeye yeten Rabbilalemin olan Allah tarafından yapılmıştır. Sorumluluğu kabul eden insanın da emrine verilmiştir.
Bir yerde bir iş yapılır, bir düzen kurulur da o işi yapan ve düzeni kuran biri olmaz mı? Bir yazı yazılsın kitap haline gelsin de onu yazan ve kitap haline getiren olmasın, bunu hangi akıl kabul eder?
Allah tohumu yaratmış. Biz tohumu sadece toprağa ekiyoruz. Onu toprak gibi bir şeyden her şey yapan, çeşitli tat, renk ve şekilde yaratan olmaz mı? Bunları düşünmemek hayvana has bir özellik değil mi? Allah, hakkı ve hakikati, gözümüze sokarcasına gösterirken görmemekte ısrar etmenin de bir karşılığı yok mudur?
b. İNSAN: İnsan bütün özellikleriyle, fiziki güzellikleriyle, manevi yapısıyla tüm
varlıktan üstün, Allah’ın yeryüzüne gönderdiği halifesidir. Diliyle, haliyle, ruhuyla, vicdanıyla Allah’a muhatap ve bütün varlık adına Allah’a şahitlik eden canlı bir delildir.
İnsan yaşadığı varlık alemiyle gayb alemi arasında duran, şuur sahibi bir varlıktır.
Aldığı görev itibariyle varlığın serdarı ve müşahididir. Nefsiyle günahlara açık, ruhuyla Rabbine dönük, akıl ve iradesiyle kendini Allah’a bağlayan Rabbinin yeryüzü temsilcisidir.
İnsan, kendi kurduğu kulelerle dağları, yaptığı barajlarla okyanusları, sallayıp attığı ağırlıkla depremi, ürettiği yapay çiçeklerle, bir saksı toprakta yetişen çiçekleri, aklı ve ilmiyle karşılaştırdığında anlar ki yapamadıklarını yapan biri var! Ve düşünür….
İnsan aynı kapta kaç renk boya yapabilir? Sayısını siz tahmin edin. Ama Allah, toprak gibi bir kazanda; sayamayacağınız kadar renkleri birbirine karıştırmadan boyar!
Sonra döner aynada kendine bakar. Vücut dışındaki organları inceler! Her birinin birer harika sanat eseri olduğunu anlar. Gözünün görmesinden, kulağının duymasından, dilinin konuşmasından, bunları gören, duyan, konuşan ve bilen birisi yapmıştır der ve Allah’a ulaşır. Hele iç organlarını düşündüğünde, gizli bir elin sonsuz ilmiyle tanzim ve tertip ettiğini görür, inanır ve Rabbi karşısında secdeye kapanmak zorunda kalır!
c. KUR’AN: İnsanın bulunduğu şu dünya aleminde ne yapacağını, nasıl yaşayacağını, kim olduğunu, niçin burada bulunduğunu, sonra nereye gideceğini gösteren yol haritasıdır. Alemleri yaratan onu da göndermiştir.
Ardı arkası kesilmeyen soruların cevabını bulacağı tek ve yegane kitap olan Kur’an Allah’ın delilidir. İnsan, sorular yumağını Kur’an tezgahında çözer ve rahat eder.
Çünkü Kur’an kitabı kainatı şerh ve izah etmektedir. İnsan da bu kainat kitabının bir parçası ve özüdür.
İnsan, ürettiği en basit bir şeye tanıtım broşürü hazırlar. Allah da halifem dediği insana Kur’anı göndermiştir ve kendini bu kitapla da tanıtmıştır.
d. PEYGAMBER (SAV): Allah, gönderdiği kitabını okuyup anlayacak, onu uygulayıp izah edecek, içimizden bir muallimi azam göndermiştir. İşte o da Peygamberimiz, Muhammed Mustafa (SAV) dır.
Bir okul yapılsın, talebeleri olsun da müdürü olmasın, okuyacakları kitabı ve anlatacak hocaları bulunmasın mümkün mü?
Peygamberimiz (SAV), aldığı emirleri tebliğ ile, yaşadığı örnek hayatla insanlara Allah’ı tanıtmıştır. Peygamberimizin (SAV) hayatı bugün de insanlar üzerinde etkisini sürdürmektedir. Bu etki kıyamete kadar da devam edecektir. Onun hayatı, Allah’ın varlığına en büyük delildir. Allah, hepimizi O’nun şefaatiyle şereflendirsin!
|