Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color grey color

Risale-i Nur Akademisi

Anasayfa arrow Durmuş GÖKTEKİN arrow HAYATIN İÇİNDEN!
HAYATIN İÇİNDEN! PDF Yazdır e-Posta
Thursday, 08 October 2009

Durmuş GÖKTEKİN 
Neden herkes kendine sormaz: “Ben ne yaptım da, o bana böyle yaptı?” diye. Kendimize böyle bir soru sorabilsek anlaşabileceğiz. Ne var ki olumsuzlukların sonucu hep karşı tarafa yükleniyor. Anlaşmazlıkların çoğu iletişimsizlikten, diyalog eksikliğinden, birbirimize uzak durup, birbirimizi anlamak istemediğimizden kaynaklanıyor. Aradaki kopukluklar insanları birbirleriyle muhalefete düşürüyor. Zanlar, vehimler zamanla bir çığ gibi büyüyor ve taraflar o çığın altında kalabiliyor. İnsanlar birbirleriyle anlaşsınlar diye Allah lisan yaratmış. “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa” anlaşır atasözü bunu ne güzel anlatıyor. 

 Öğretmen her sabah okula giderken yolunun üzerindeki marketten bir çikolata alır, bedelini öder, gidermiş. Bir gün market sahibine: “Ben senden her gün bir çikolata alıp parasını veriyorum. Bu işi her gün böyle yapmaktansa sana beş çikolata parası veriyim, her sabah bir çikolata alıp gideyim” demiş. Market sahibi: “Hay hay olur” demiş. Öğretmen, beş çikolatanın parasını vermiş, her sabah geçerken bir çikolata alıp gidiyormuş. Sonraki günlerde, para vermeden çikolatayı alıp giden öğretmenini gören öğrencisi marketi haraca bağladığını düşünüp, okulda ve mahallede anlatmış. Öğretmen derste hak ve hukuktan bahsettiği sırada, öğretmenini çikolata alırken gören öğrenci ayağa kalkıp: “Öğretmenim, siz bunu bize böyle anlatıyorsunuz ama, ……. marketi haraca bağladınız. Her gün marketten çikolata alıp, parasını ödemeden gidiyorsunuz. Bu hal, sözünüzle yaşayışınız arasında bir çelişki oluşturmuyor mu?” deyince öğretmen şaşırıp kalmış. O gün işin doğrusunu anlatmaya çalışmış ama bununla yetinmeyen öğretmen bir de uygulamayla anlatmayı düşünmüş.

 Birkaç gün sonra sınıfça çıkacakları piknik programında, içi tüy dolu bir yastığı, kendisine suç isnat eden öğrenciye vermiş. Bütün öğrencilerin önünde: “Şimdi bu yastığı aç, içindekileri boşalt” demiş. Öğrenci, yastığı almış içindekileri boşaltmış. Rüzgarda bütün tüyler uçup gitmiş. Öğrenci elinde boş yastıkla kalakalmış. Öğretmen öğrenciye: “ Şimdi tüyleri topla yastığa doldur” demiş. Tabii bu işi yapan öğrenci ve diğer öğrenciler çaresizlik içinde bakakalmışlar. Öğretmen: “Çocuklar, dağılan tüylerin toplanıp yastığa döndürülmesi ne kadar zorsa, araştırılmadan söylenen bir sözün toplanıp, yerine getirilmesi de o kadar zordur” diyerek öğrencilere, çikolata hikâyesiyle bir ders daha anlatmış. 

 Bir eylemi gördüğümüzde, bir sözü duyduğumuzda, o iş veya sözle alakalı detayları bilmeden, öğrenmeden gördüğümüz, duyduğumuz şekilde yaymanın ne kadar yanlış olduğunu anladık.

 Hayat doğrular üzerine kurulmuştur. Kesin doğru bilinmeyen bir şey konuşulmamalı. Doğruya ulaşmak için işin ve sözün sahibi ile görüşülmeli, kati surette dedikodu yapılmamalıdır.

 Toplum hayatımızı derinden sarsan, insanların birbirleriyle olan maddi ve manevi bağlarını kopartan dedikodu ve gıybetten uzak durulmalıdır. Fitne ve fesat meydana getirecek her türlü söz ve davranışlardan kaçınılmalıdır.

 Yanlıştan doğruya gidilmez! Doğru nerededir diye aramak yerine; yanlış nerededir diye aranmalıdır. Yanlış hastalık gibidir, hastalık tedavi edilmezse sağlığa kavuşmak mümkün olmaz. Yanlışlar bizi sürekli kaosa sürükler. Kendimizi aşamayız. Hâlbuki hayat sürekli yenilenme istiyor. Hayatın bir değer unsuru yenilenmedir. Her gün doğan güneş, her yıl gelen bahar bize bunları anlatıyor.
 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Ekle!
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
kucult | buyut

busy
 
< Önceki   Sonraki >

web statistics