
Durmuş GÖKTEKİN
İnsan bulunduğu yere, yaptığı işe ve düşüncelerine göre boyanır, renk alır. (İp hangi renk kazanda bulunuyorsa onun rengini alır) Büyükler buyurmuş ki; tasavvufun dört kapısı vardır.
a. Şeriat
b. Tarikat
c. Marifet
d. Hakikat kapısı
Hakikat “gerçek” ‘e ulaşmak için bu kapıların tekek teker geçilmesi lazım.
Mevlana’ya öğrencilerinden biri sormuş:
- Bu dört kapı meselesini ben pek anlayamadım
Mevlana da:
- Karşı medresede…
Devamı...
Durmuş GÖKTEKİN
Birbirlerini severek, isteyerek evlenen insanlardan bazıları bir müddet sonra boşanıyor. Bundan en çok çocuklar zarar görüyor. Onlar ömür boyu o zulmün izlerini taşıyor. Evlilik fıtri olup, insan donanımındaki duygu ve dürtülerin hareketiyle başlayan, son nefese kadar devam eden bir zaman dilimidir. Evliliğe niyet eden gençler; hissiyat ve duygularının yanı sıra, aklı ve ilmi ön planda tutup, evlilik işlemini gerçekleştirmelidir. Aksi halde hissiyatın akla galip geldiği o dönemde meydana gelen dalgalanmalar içinde boğulabiliyorlar.
Bitmeyen ve…
Devamı...
Durmuş GÖKTEKİN
Her şey insanla ilgili. İnsanı yaratan kainatı yaratmış. Kainat bir nizam içinde işleyişini devam ettiriyor. İnsan, bu mükemmel nizam içinde kendi hayatını nizamsız bırakamaz, bırakmamalı! Dışımızda cereyan eden negatif ve pozitif fiiller içimizde de bulunmaktadır. Bunları akıl, ilim ve irademizle; negatif veya pozitif alanda kullanırız. Aleyhimizde kullanmamak için bir ölçü ve tartıya ihtiyaç duyarız.
Bu ölçü ve tartı İlahi hükümlerle birlikte sosyolojik yapımızla ilgili olarak kanunlar çerçevesindeki hükümlerdir.
Biz,…
Devamı...
Durmuş GÖKTEKİN
Ömer Seyfettin Pire Hikayesi’nde şöyle anlatır:
Köpeğin sahibi, köpeğini bol bol yedirir içirir, besler ve her gün yıkar, temizler, parfümler. İnsana yapılacak hizmetten daha fazla hizmet eder. Köpek de bu haliyle rahata alışır, miskinleşir, yattığı yerden kalkmak istemez, sürekli uyur. Uyanır etrafı bir kolaçan eder, yine uykuya geçer. Böylece yemek ve içmekten kesilir. Bu gidişle köpek hastalanır. Sahibi köpeği kucaklar veteriner, veteriner dolaştırır. Sonunda Avrupalı, ihtiyar bir veterinere götürür. Veteriner, köpeğe bakar, sahibine der…
Devamı...
Durmuş GÖKTEKİN
İnsanı, doğru iken eğri hale getiren, yamultan, dünya yönüyle kanun ve nizamları çiğneten, ahiret yönüyle günah ve haramlara sürükleyen hep nefsi olmuştur. Bu yönüyle nefse karşı sürekli dik durmalı, ona boyun eğmemeli, teslim olmamalı. Son nefese kadar onu en büyük düşman kabul etmeli ve ona göre vaziyet almalıyız. İnsan iradesi, nefsine karşı tam teçhizatlı bir savaşçı gibi olmalıdır. Her irade bu güce sahiptir ve iktidarlıdır. Yeter ki kendi içinde tutarlı ve kararlı olsun! İnsan her zaman iradelidir.…
Devamı...
| DİNDE TECDİD |
|
|
|
| Thursday, 08 October 2009 | |
M. Ali KAYA
Tecdit, “yenilik, yenileme, yeniliğe açık olma” anlamına gelen bir kelimedir. Arapça “c-d-d” kökünden gelen bu kelime “cedid” kökünden gelen “içtihat” ise çalışıp çabalama demektir. (İbn-i Manzur, Lisanu’l-Arab, 3:133) Dinde ve hukuk dilinde ise tecdit zaman içinde dinden olmadığı halde dine sokuşturulan bid’aları temizlemek ve dini asliyetine irca etmek ve vahyi çağa uygun yeniden yorumlamak anlamına gelmektedir. Tecdit, dini yenilemek ve vahye katkı yapmak değildir. Çünkü “din tamamlanmıştır.” (Mâide, 5:3) Dolayısıyla dine bir şeyi ilave etmek veya bir şeyi dinden çıkartmak bid’attır ve dalalettir. Dinin aslını yenileme, dinin değişmezlerini değiştirme değil, değişen ve gelişen şartlara göre uygulanabilirliğini ortaya koyma ve uygulamadaki zorlukları giderme ve zamanla dine karşı oluşan yanlış anlayışları ve düşüncelerin yanlışlığını ortaya koyarak dinin hükümlerinin doğruluğunu, hakkaniyetini ve daha adil olduğunu ortaya koymaktır.
Tecdit, dini ihya etmek ve dinden uzaklaşan insanı ve toplumda dini hayatı yeniden canlandırmak demektir. Din değişmeyeceğine göre, değişen insanların dine olan bakışı ve din anlayışıdır. Müceddit ise insanların dine karşı olan yanlış anlayışlarını düzeltebilen İslam bilginidir. Tecdit peygamberimizin (sav) hadislerinde “Allah bu ümmete, her yüz senenin başında, dinlerini yenileyecek bir müceddid gönderir” (Ebû Dâvûd, Sünen, “Kitâbu’l-Melâhîm”, H. No: 4291) şeklinde geçmektedir. Dini ihya ise, “Sünneti ihya etme” şeklinde geçmektedir. Kur’ân-ı Kerimde ise ihya “Ey iman edenler! Sizi hayata çağıracak olan resuller size geldiği zaman onlara icabet edin ve Allah'ın davetine, resulün sünnetine uyun. Biliniz ki Allah kişinin kendisi ile kalbi arasına girer. Bilin ki sonunda Allah'a kavuşacaksınız.” (Enfal, 8:24)
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|