|
Samet BAYDAR
Belki eski bir dost, ya da daha belleğe kaydedilmemiş yeni biri, belki ben belki de vazgeçen biri senden, belki yanımda belki yarın yanımda, belki romanımın kahramanı ya da diyarımın sultanı. Bankta gözleri dalmış oturan yorgun ihtiyar belki, belki de onun ayakkabısını boyamak isteyen eli kirli boyacı, belki de işten çıktıktan sonra fırından aldığı üç ekmeği evine götürmeye çalışan işçi, belki iki dudağıyla kader çizdiğini zanneden acizin kaderi iki dudakta olan efendi, belki akşam eve geldiğinde nihayet ceketinin düğmelerini açan adam ya da ceketlerdeki düğmeleri kollayan adam, belki alış veriş merkezinde evladına elbise alan alımlı anne ya da annesine eczaneden tansiyon ilacı alan merhametli evlat, belki elinde kumandayla televizyonun başında göbeğini kaşıyarak uyuya kalan ya da göbeğini kaşıyanı köşesine taşıyan, belki bir yakınım belki de ben ona yakınım, apaçık ki biri ve besbelli diri…
**
Yaratıcısı ile arasına bir sürü aracı sıkıştıran, hayatının yaşam kılavuzunu ölülerinin arkasından okuyan, yasaklanan faizi ciğerlerine kadar içine çeken, men edilen içkiyi mübarek akşamlarında içmeyen, ezan okunduğunda müziğinin sesini kısan, domuz gribine bile uygun hadis ve hadisler üreten, Allah’ın ayetlerini mezarlıklarda, medyada, konferans salonlarında, miting meydanlarında, deri koltuklarında ucuz bir pahaya satan, yılbaşında sınır tanımadığı çılgınlığın ertesi gününde başlayan Ramazanda keskin Müslüman kesilen, en güzeli benim edasıyla mübarek kandil gecelerinin içi laf kalabalığı dolu cep telefonu mesajlarıyla gurur duyan, taksime cami yaptırmayan ama İsviçre’de minare yapımlarının durdurulmasını tüm celaliyle lanetleyen, Allah’ını, içinden çıkamadığı çetrefiliyle baş edemediği zor günlerinde hatırlayan, davranışlarından şikâyetçi oldukları kızlarını diri diri toprağa gömen, annesinin başındakine eşarp ama kızının başındakine türban diyen, aldığı talimatla yaratıcısının ayetlerini değiştirip sahibini mutlu eden, sevgilisi için dinini değiştiren, sevgilisinden ayrıldıktan sonra tekrar eski dinine dönen, içki sofrasında domuz etini tüm hassaslığıyla ret eden, tuvalete sağ ayağıyla girip elini yıkamadan çıkan, 6666 ayettense, bir buçuk milyon hadisi diline pelesenk eden, selameti şeyhinde, kerameti gümüşte, melaneti ipekte, kefareti özürde, saadeti parada zanneden, yaratıcısının üflediği nefsi şeytana üfleyen, başkalarının ayıbını yaymada birbiriyle yarışan ve dedikoduda pek çok bonkör davranan, gururlu komşusu aç iken arta kalan et sotesini köpeğine yediren, elindeki boş konserve kutusunda yemek arayan Filistin’li çocuğa aldırış etmeden yatıyla Marmaris’te kapalı eşi ve çocukları için ıssız bir koy arayan, namaz saatleri dışında camisinin kapılarını kilitleyen, parasını vadeli hesaplarda bulundurduğu için maddi darlığa düşen kardeşine yardımcı olamayan, faize kar payı diyen, kurbanını kestikten sonra birbirlerine “kaç kilo et çıktı” diye sorup etini buzluğunda aylarca bekleten, zinasına kaçamak, ayıbına çapkınlık, hilesine uyanıklık, inkârına sanat diyen, tüyü bitmemiş yetimin sütüne su katan, dileneni tersleyen, altı delik testinin kulpu olan, amirinin kayıtsız kulu olan, batağını ve yatağını haktan üstün tutan, korku, kaygı beklenti, dileyiş ve umutları Allah’a uzak olup yarattığına yakın olan, yılda 20 defa kuranı hatmedip hala fatiha suresinin anlamını bilmeyen, televizyonların ilahiyatçı, kıranta hocalarını ellerinde mendil gözlerinde yaşlarla seyreden, hutbesiz Cuma namazı, sabahsız bayram namazı kılan, bir gece önce içtiği içkinin alkolü hala damarlarında gezdiği için namazını kılamayan, oruç babada orucunu açan, okunmuş şekeri cebinde gezdiren, zatların ellerini tutanların ellerini tutan, baştan tövbe edip sonra günah işleyen…
Ben hala hatırlamaya çalışıyorum, peki size tanıdık geldi mi?
|
dua ile