|
Durmuş GÖKTEKİN
Hiç kimse insan olmayı seçmedi. Cinsiyetini de seçmedi. Yaratan murat etmiş kimimizi erkek kimimizi dişi yaratmış. Koyduğu kanunlarla varlığımızı devam ettiriyor. Bir kısım özelliklerimizi kullanmayı irademize bağlamış. Tercih hakkıyla hürriyet vermiş. Hürriyetimizi helal-haram hükmüyle sınırlamış. Nasıl yaşayacağımızı, neler yapıp neler yapmayacağımızı, yapanların mükafatlarını, yapmayanların mücazatını peygamberleri aracılığı ile bildirmiş ve kullarını serbest bırakmıştır.
Kainatın en üstün ve değerli varlığı olan insan; sahip olduğu özellikleri yanlış kullananlar yüzünden toplumu huzursuz etmiştir. Dokunduğu pek çok şeyi kirletmiş, öfkeye, kine, nefrete, bencilliğe, yalana hayat vermiş, bütün ilişkilerini ihanet ve aldatma üzerine kurarak hayatı çekilmez hale getirmiştir.
İşin en garip tarafı da bütün bunların sorumlusunu hep kendi dışında aramasıdır. Herkes karşıdakini suçlamaktadır. Halbuki olayların gerçek sebebi; hayata anlam veren; iyilik, doğruluk, güzellik, cömertlik, sevgi ve adalet… gibi değerlerin yerine; bencillik, hırs, kibir, kıskançlık, cimrilik, duyarsızlık ve nankörlük gibi gayri insanı değerlerin geçmesidir.
Hayatın üç yüz altmış derecelik çemberi üzerinde her tarafa dönebilen insan kendine dönmemiştir. Dili güzel şeyler söylemek yerine çirkin ve kırıcı sözler söylemiş, eliyle insanın başını okşayacakken insanın başını vurmuştur. Aklı fikri insanlık yararına iyi fikirler üreteceğine, tüketimi düşünmüştür.
İnsan mutlu değilse ve mutlu olamıyorsa dönüp kendini kontrol etmelidir. Kendi özelliklerini anlamak ve görmek istemeyen, akli ve zihinsel körlüğe yakalanmıştır. Bunun tedavisi vahyin esaslarına dönmekle olacaktır.
İnsanın özünde kendini düzeltme gücü ve özelliği vardır. Bunu kullanmak istemeyeni kimse dışarıdan düzeltemez. Huzur ve mutluluk düşünme tarzına bağlıdır. Düşünce tarzı doğru olursa mutlu, yanlış olursa mutsuz olur. Doğru ve yanlış ölçüleri İlahi mesajlardır. Doğru ve yanlış, toplumların sonradan edindikleri değerlere göre değişebilir. Vahye dayalı hükümlerde herhangi bir değişiklik olmaz!
Her şeyin bir bedeli vardır. Doğru düşünmenin bedeli mutluluk, yanlış düşünmenin bedeli mutsuzluktur. Güzel düşünen güzel görür, güzel gören güzel düşünür. Bunu herkes kendi kendine deneyebilir. Genel olarak iyi düşüncelerin sonu iyilikle, kötü düşüncelerin sonu kötülükle neticelenmiştir. “Bir adama kırk gün iyisin iyisin desen iyi olma, kötüsün kötüsün desen kötü olma ihtimali vardır” sözü dillerde dolaşmaktadır.
İnsan, dengeli ve düzenli yaşanacak bir hayata layıktır. Dengesi ve düzeni bozulmuş bir hayat yaşanmış bir hayat değildir. Öyleyse kendimizi denge ve düzen içinde tutmaya çalışmalıyız. Düzenli hayatı insan kendisi kurar. Şayet hayatında bir düzen yoksa aklını önüne koyup düşünmeli. Yaratılmışların en üstünü olduğum halde kendime neden bir düzen kuramıyorum? Hangi yaratık gelip hayatıma düzen kuracak demelidir. Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz.
Hayatta her şey bir düzen içinde çalışırken, insan nasıl düzensiz kalabilir? Bir şeyin düzeni bozulursa önce kendi görür zararını. Toplumda kötüler çoğaldıkça, kötülükler kendilerine de dokunmaya başlar. İyiliğin hakimiyeti, kötülüğü tecrit eder.
Kötülük vücuda giren hastalık virüsü gibidir. Bir insana kötülük virüsü bulaşırsa vahyin aşısıyla aşılanmalıdır. Başka hiçbir ilaç tesir etmez.
Kim mutlu olmak, hayatından zevk almak istiyorsa, isteklerini ve şikayetlerini azaltsın. Üretimini ve şükrünü çoğaltsın! Hayatın merkezine zorunlu ve doğal olan ihtiyaçları koysun, başka şeyler düşünmesin.
Bugünün insanı kendini her şeye muhtaç zannediyor, sahip olmadığı şeyleri düşündüğü için mutsuz yaşıyor. Alamadıklarına üzülüyor, elinde olanlara şükretmiyor. Elindeki nimetleri unutup hep karşıya bakıyor. Böyle yaptığı için bazen elindekileri de düşürebiliyor. Yaratan bize ne güzel örnekler gösteriyor:
Bir köpek ağzında kemikle giderken diğer köpeğin ağzındaki kemiği görmüş. Kendi kemiğini bırakıp diğer köpeğin ağzındakini almaya gitmiş. Onu alamadığı gibi kendi ağzındakini de kaybetmiş! Sözü söyle alana, kulağında kalana!
İnsan olmak çok güzel, insan gibi yaşamak çok zor!
|