|
Durmuş GÖKTEKİN
Bir baba, askerden dağıtım iznine gelen oğluna; inşaat halindeki evinin dördüncü katının balkonunda şu hayallerini anlatıyordu: "- Bak oğlum! Benden sonra, bu evin bacasını sen tüttüreceksin. Benim ömrüm bittiğinde ocağımızın sahibi sen olacaksın. Zaten ömrümün çoğu gitti azı kaldı, diyordu. Oğulları askere gitmeden anne-babayı bir hayli üzmüştü. Anne-baba; bunlar olağan şeyler diyerek evlatlarını hoşgörü ile karşıladılar. Belki askerde kendini toparlar diye düşündüler. Tel örgü içine giren çocukları çok munisleşmiş, yazdığı mektuplarla anne-babanın gönlünü almıştı. Anne, kalbini oğluna açmış, sevgisini evladına kullanmaya başlamıştı. Çünkü anne; Allah’tan bir oğlan evladı istemiş, Allah’ta vermişti. Annenin içine koyduğu sevgiyi anne kullanacak, çocuk da o sevgiyle beslenecekti. Allah’ın koyduğu kanun böyleydi.
Oğlu terhis olup askerden döndü. Baba kurduğu hayalleri tek tek hayata geçirmeye başladı. Önce oğluna bir işyeri açtı. Beş ay çalıştı sonra bırakıp bir başka şehre gitti. daha sonra geldi, işinde çalışmadı. Babası işini tasfiye etti. Dükkanı kapatıp kiraya verdi. Evlendirirsek düzelir, durulur diye düşündü. İstedikleri gibi birini bulamayınca, kerhen bir kızla evlendirdi. Yaptırdığı binada müstakil bir daire verdi. İki buçuk ay oturduktan sonra bir başka eve çıktılar.
Dağa çıkan terörist gibi aileden uzaklaşan adam, anneyi sevmekten, kendini sevilmekten mahrum etti. Ama ne anne nede baba hayallerini yitirmedi! Fakat sonunda ne ev kaldı, ne ocak tüttü!
Bazen insanların huyları yedisinde neyse, yetmişinde de aynı oluyor. Bu ailenin çocuğu da aynı kaldı. Sonuç değişmedi. Babanın oğlu üzerinde kurduğu hayalleri boşa çıktı. Buna rağmen geçmiş ve geleceğini birbirine bağlayan hayalleri kaybolmadı.
Hayallerini kaybeden geleceğini kaybeder. Her şey geleceğimizde saklıdır.
Zenginliğimiz geleceğimizdedir. Hayatımız geçmişten geleceğe uzanan fikir çizgisi üzerinde devam etmektedir. Hayatımızı sahip olduklarımız üzerinde tutarken, geleceğimizi hayallerimiz üzerine bina ederiz. Onun kaybı hayatın iflası demektir. Varlıklı bir insan sıfıra düştüğünde, onu yükseltecek tek şey hayalleridir, ümitleridir. Kaybedeceğiniz mallarınızdan endişe duymayınız. Hayalleriniz ve ümitleriniz varsa korkmayın… yeniden kazanabilirsiniz.
“Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak…
Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.
….Ye’s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümide sarıl sımsıkı, seyret bak ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me’yus olanın ruhunu, vicdanını bağlar.
….İş bitti…Sebatın sonu yoktur! deme, yılma.
Ey milleti merhume, sakın ye’se kapılma.” (Mehmet Akif Ersoy)
Hayalleriniz yüksek ideal ve mukaddes davalar üzerine kurulmalıdır. Mesela, hayalinizde ideal bir kulluk, ve insana hizmet olmalıdır. İnsana hizmet eden vatan ve mukaddeslerine de hizmet etmiş olur. İnsan esnek bir varlıktır. Her zaman bozulmaya ve düzelmeye meyyaldir. İnsanın işi insanladır. İnsan düzelirse her şey düzelir, bozulursa her şey bozulur. Çünkü her şey insana bakıyor. Onun için insanın eğitimi çok önemlidir!
Bugün hayallerini medeniyete endeksleyen insanlık, kurduğu medeniyetle mutlu olamıyor. Mutlu olmak için ürettiği teknik ve teknoloji, değirmeni kendini öğütüyor. Dünyada göz yaşı dökmeyen yok. İtilip kakılanlar, itip kakanlar yorgun ve bitap düştü. İten ve kakan niçin ittiğini, itilen ve kakılan niçin itilip kakıldığını bilmiyor. Meydanlar kör dövüşüne, sokaklar arenaya döndü.
Baş okşayacak eller, taş atıp baş yarıyor, kalp yapacak diller kalp kırıp, kalp yaralıyor. Televizyonları açtığımızda, gazetelere baktığımızda, radyoları dinlediğimizde insanlığın çılgınlık geçirdiğini zannediyoruz.
Bugünkü medeniyetle mutlu olamayan dünün fakirliğini arar hale gelmiştir. O zaman ilerledik diyenler, ilerledikleri kadar gerilemişlerdir. İnsani özellikleri geliştiremeyen bir dönem medeni olamaz! Herkes her şeyi tek tek incelesin, artı ve eksilerini tespit etsin. Artılar çok gibi görünse de, gayri insaniliğin ıstırabı hepsinin üstünde çıkıyor. Bugün insanlık, geliştirdiği vasıtalarla daha çok vahşileşmiştir.
Her şeye rağmen ümitlerimiz hayallerimize bağlı kalarak insanlığa dönmeye çalışmalıyız. Tek kurtuluş çaresi; insanlığa ve İslamlığa dönüşle olacaktır.
|