
Durmuş GÖKTEKİN
Maaşını aldı, cebine koydu. Kalabalık bir caddede evine gidiyordu. Caddede, kalabalığın arasında yürürken iki genç birdenbire birbirleriyle yumruklaşmaya başladı. Biri; “ağabey kurtar” diye adama sarıldı. Diğer genç ona hücum etti. İkisi arasında kalan adam yardım edip kavga eden gençleri ayırma gayretine girdi. Zayıf görünen kaçtı. Kuvvetli arkasından koştu. Adam; “velahavle çekerek evin yolunu tuttu. Eve girdi paraları hanıma teslim edecekti, elini cebine attı para yoktu. İçinden dışına doğru bir alev yalazı sardı tenini. Bir an…
Devamı...
Durmuş GÖKTEKİN
Dünyaya gelen her insan, kendini annesinin kucağında bulur. İlk tanıdığı insan annesidir. Annesi, onun için harika bir insandır. Her türlü üstün yeteneği anne ve babasında görür, onlarda bilir. Büyüdükçe başkalarını tanımaya başlar. Mevcut donanımları geliştikçe farklılıkları anlamaya çalışır. Tefrikler ve tercihler günden güne gelişir ve değişir. Aldığı eğitim ve öğrenimle bilgilerini ve tecrübelerini çoğaltır. Donanımı gelişmiş insanlardan bazılarını kendine örnek, model seçer. Bu seçimde şahsın öne çıkan tercihleri inancından başlar. Mizacı, yaşayış tarzı, aldığı öğrenim, eğitim ve içinde bulunduğu…
Devamı...
Durmuş GÖKTEKİN
Kuyumcu dükkanında çalışan bir gence: “İsmimle internet’e gir, yazılarımı oradan okuyabilirsin” dedim. O genç: “İnternet’le işim olmaz. Ben okumayı sevmiyorum” dedi. Okul durumunu sordum: “Lise 1’den terk…” dedi. O zaman okumayı niçin sevmediğini anladım. Ona dedim; sen her gün yemek yiyerek mideni doyuruyor, yemeyi de seviyorsun değil mi? “Evet yiyorum ve seviyorum.” Peki yemek yiyerek ne yapmış oluyorsun? Mideni doyuruyor, beden varlığını devam ettiriyorsun. Bunu Hayvanlar da yapıyor. Onlar da yiyerek beden varlıklarını devam ettiriyorlar.…
Devamı...
Durmuş GÖKTEKİN
İbadetlerinden zevk ve huzur duymak, bereket görmek istiyorsan, her türlü kul hakkından uzak durmalısın. Günahlar yapılan ibadetlerden duyulacak zevk ve huzuru engeller. Sahibinin yüzünde, gözünde, sözünde, özünde nur bırakmaz. Elindeki nimetlerin bereketini alıp götürür. Sağlık ve sıhhatini bozar. Günahlarda ısrar edenin beyni ve gönlü şeytanın yuvasına döner. Şeytan bu tipleri takip etmez. Çünkü onlar şeytanın arkasından gider.
İşlenen her türlü günah, şeytanla yapılan yeni bir anlaşmadır. Şeytanın maskarası olmaktır. İnsanın kendine vurduğu…
Devamı...
Durmuş GÖKTEKİN
Yıllar geçti aradan, nimetler verdi Yaradan. Hayallerimizin ötesinde açtık gözlerimizi. Teknolojinin ve elektroniğin küçülttüğü bir dünyada bulduk kendimizi. İnsanlık, bu baş döndürücü gelişmeleri mutluluğa bağlayacaktı olmadı. Kumanda edemediği gelişmeler, hüsrana bağlandı.
Bizim kuşak çoğunuzun masal dünyasını yaşayarak geldi bugüne. Dünü yaşamayan bugünü anlayamaz. Dünü yaşayanlarla bugünü yaşayanlar harman olmuş, hayat sürüp gidiyor. Tam da bu durumda dünü ve bugünü karşılaştırmayı düşündüm. İsterseniz birlikte bir beyin jimnastiği yapalım.
Muhatabım olan insan; anlatacaklarımın… Devamı...
| Anzaklar Şehit mi? |
|
|
|
| Salı, 22 Aralık 2009 | |
|
Tarikatta ise adeta bir post, makam, mevki –tabir caizse- saltanat vardır. Bu durumun korunması cemaatin şahıslara teveccühü iledir. Tarikattaki şahısların öne çıkması ile bu durum devam eder ve kökleşir. Eski zamanda hakikatli ve Hakk’ı savunan muhterem tasavvuf büyükleri yerine şimdi birçok yerde “ben” merkezli hizmet vermeye çalışan kişiler türemiştir. Cemaatinin erimesine engel olmak için zaman zaman diğer cemaatleri veya kişileri topa tutmaları meşhurdur. Oysaki Bediüzzaman Hazretlerinin hizmet düsturlarının hemen başında gelen ihlâs düsturlarına baktığımızda Hakk’ı tutup kaldırmaya çalışan, ne dünya ne de ahiret sevdasında olmayan bir Kur’an hizmetkârı görmekteyiz.
Yakın bir tarihte Risale-i Nurlar hakkında ölçüsüz, kulaktan dolma bazı bilgilerle talihsiz bir yorum yapılmıştır. Bu iddia uzun yıllar medreselerde Arapça ve Kur’an İlimleri ile meşgul olmuş Cübbeli Hoca tarafından ortaya atılmıştır. Ancak “hoca” olarak bilinen bir kişinin dünya çapında kırktan fazla dile çevrilmiş ve milyonların imanının kurtulmasına sebep olan Risale-i Nur Külliyatını okumamış olması büyük bir eksiklik olduğu gibi okumadan asılsız bir iddiada bulunması da kamuoyunda büyük bir hayal kırıklığına neden olmuştur. Risalelere vakıf olunmadığı halde kulaktan dolma bilgi ile “Risale-i Nur’da Anzaklar şehittir” deniyor mealindeki iddianın açıklaması şöyledir: Risale-i Nur'un hiçbir yerinde Anzaklar'ın şehit sayılabileceğinden bahsedilmez. Evet, Said Nursi bir mektubunda "kâfir" de olsalar bazı kişilerin ölümlerini "bir nevi şahadet mertebesi" olarak nitelendirmiştir.Ancak bu durumun şartları vardır.Bu konuyu Üstad Hazretlerinin Kastamonu Lahikasında olan mektubundaki metinden okuyalım: “Âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (asm) bir lakaytlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hazret-i İsa'nın din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyet’le omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya mensup Hıristiyanların mazlumlarının çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir.” Dipnotlar:
Bu Yaziyi Tuttum!
Kaydet/Paylas
Bunu Email'lemem Lazim!
Hit: 149 Yorumlar (0)
![]() Yorum Ekle!
|
| Sonraki > |
|---|