Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color grey color

Risale-i Nur Akademisi

Annesi Kızına Ayna Olmuş! PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 30 Aralık 2009

Durmuş GÖKTEKİN
Bir hanım okuyucum diyor ki: “Muhterem efendim, yazılarınızı okuyor, ilgiyle takip ediyorum. Annemin ardından yazdığım bir mektubu size gönderiyorum. Bu duygu ve düşüncelerimi yazmak sizce uygun mu? Çünkü düşüncelerimi yazarak kendimi rahatlatmaya çalışıyorum.”

 Ben de derim ki: Uygundur. Böyle yazılar yazmaya devam ediniz. Hatta yazdığınız mektup istifade edilir nitelikte olduğu için okuyucularımla paylaşmak istedim. Buyurun bir kere de beraber okuyalım: “Ailenin üç kızından biriydim. Şimdi ben de anne oldum. Geriye dönüp baktığımda annem bana ne güzel ayna olmuş diye düşünüyorum. Her zaman aynalar var, ama aynaya bakan olmazsa, ayna ne yapsın karşıdakine. Her şeyin önemi bir diğerinden gelir. Tek başına hiçbir şey değerli değildir. İki şey birbiriyle buluştuğu, birbiriyle alış-veriş ettiği ölçüde biri diğerinden istifade eder ve değerlerini yükseltir.

 Biz evleninceye kadar annem bizi yanından ayırmadı. Hep kolladı ve korudu. Sürekli hanım olmamız üzerinde durdu. İşlerimize besmeleyle başlamamızı tavsiye etti.   Annem; “çoğu sakat ve özürlüler doğduktan sonra olur. Annelik kolay iş değil! Çocuğun büyümesi ilgi, dikkat ve bakım ister. Çocuktan bunlar esirgendikçe tehlikeler artar. Kolu, bacağı çıkar, kırılır, yanar ve sakat kalır. Evde yalnız kalan çocuklar birbirlerine zarar verebilirler” derdi. Ben de bunlara dikkat ederek çocuklarımı büyüttüm. Eğitimleriyle ilgilendim. Büyük oğlum Üniversitede okuyor. Dilinde ve gönlünde insanlara hizmet etme isteği var. Ben de oğlumu bu yolda destekliyorum. İkinci oğlum da başarılı, burslu okuyor. Gelecek yıl o da Üniversiteye gidecek. Üçüncü oğlum İlköğretime devam ediyor.

 Annemden gördüklerimi yaşıyorum. Annem çok güzel terziydi. Babamla evlendikten sonra her çeşit giyeceklerimizi hep annem diker, bizleri çok güzel giydirirdi. Evimizde kullandığımız her türlü örtü, perde ne varsa hepsini annem yapar, babama dışarıdan bir şey aldırmazdı. Hanımlık kabiliyeti yüksek bir insandı. O beni hem doğurdu, hem de hayat teknesinde yoğurdu. Genç yaşımda evlendim ve aile sorumluluğu altına girdim. Annemin gösterdiği doğru yolda yürüdüm. Dikiş-nakış-örgü öğrendim. Annem çok üretken bir kadındı. Ben de evimin pek çok ihtiyaçlarını kendim üretiyorum. Eşim ticaretle uğraşır. Ev işlerini ve dışarı işlerini ben yaparım. Hatta eşimin mali işlerine de yardımcı olmaya çalışırım. Annem çok iktisatlı bir kadındı. Ben de çok iktisatlıyım. Evimde yiyecek ve giyeceklerim hep yedeklidir. Paylaşmayı severim. Doğru olmaya çok dikkat ederim. Okuduğum kitaplardan gittiğim sohbetlerden elde ettiğim bilgilerle inancımı güçlendirdim. Hayatımda pek çok şeyleri empati “psikolojide; kendini karşıdakinin yerine koyma hali” ile yapmaya çalışırım. Ben, nasıl kendi işimin çabuk görülmesini ve hakkımın hemen verilmesini istersem, karşımdaki de aynı şekilde ister, diye düşünür, insanlarla işlerimi öyle yaparım. Bunu; Peygamberimiz (SAV) in “İşçinin hakkını teri kurumadan ödeyiniz” emriyle örtüştürür, ibadet yaptığımı kabul eder, mutluluk duyarım. 

 Her sabah namazını müteakip eşim işine gider. Onu işine hoş bir şekilde göndermeye çalışırım. Arkasından işinin rast gelmesi için dualar eder, öpücüklerle gönderirim. Eve geldiğinde de kapıda güler yüz ve neşe ile karşılarım. Eşime itaatte kusur etmemeye ve yuvamızda mutluluğun devamı için çalışırım. Birbirimizin sözlerine alıştığımız için aramızda uzun süre kırgınlık yaşamayız. Çocuklarımın eğitim ve öğrenimleriyle ilgilenirken eşim her zaman bana madden ve manen destek olur. 

 Varlıkta ve yoklukta, annem ve babamın nasıl elele verdiklerini iyi bilirim. Babamın elinde parası azalsa, annem ona telkin ve tesellide bulunur, onu yatıştırır, sakinleştirir bize dualar ettirirdi. İsrafı sevmez, şükür ve tevekküle sarılır, şikâyetlerini azaltmaya, üretimini artırmaya gayret ederdi. 

 “Mutlu yaşamak çok önemli, çok da kolaydır. Onu dışarıda aramayın evladım. Hayatta ve sağlıklı olduğunuza, rahat nefes alıp verdiğinize, insan olduğunuza, düşünebildiğinize, konuşabildiğinize şükredin ve mutlu olmaya çalışınız”  derdi! Yokluğu da, varlığı da yaşadık, hep mutluluk içimizde oldu. Mutsuzluk bulutları uzun süre üzerimizde kalmadı.

 Annem çok nazik ve yumuşak biriydi. Çok hakperestti. Bir fındığı sevdikleriyle paylaşır, herkese insani değerlerden örnekler verirdi. Sık sık Koca Yunusun şu şiirini okurdu: “Gelin tanış olalım,/ İşi kolay kılalım,/ Sevelim, sevilelim/ Dünya kimseye kalmaz!” 

 Bende de sevmek ve sevilmek ileri derecede devam ediyor. Ev hayatımızın yönetimini eşim bana bıraktı. Evdeki eşyaların her türlü arıza ve tamiratlarıyla ben uğraşır, yapar ve yaptırırım. 

  Annem; “Annemin adını taşıyan kızım” der, beni gül ağacı gibi sarar sarmalar, okşayıp severken kokusu içime sinerdi. Yumuşacık elleri başımı okşasa, anne olmak aklıma gelirdi. “Kızım kabiliyetleriniz gelişmezse; anası uyumuş, kızı büyümüş, anasına bak kızını, kenarına bak bezini al, derler” derdi.

 Annemin sevgisi, ilgisi ve güzel öğretileri için hep şükrederim. Onun sevgisinden, ilgisinden hiç mahrum kalmadım. Hayatı coşkuyla yaşayışım, zorluklara karşı pes etmeyişim belki de ondandır. “Kızım evinde bulamadığın mutluluğu dışarıda bulamazsın” der ve bir kadının evinin her şeyi olduğunu söylerdi. “Yaşamadığını başkasına ulaştıramazsın, anlamadığını anlatamazsın, tanımadığını tanıtamazsın. Mutlu olursan bol tebessümlü ve sevecen olursun. Sever ve sevilirsin. Sevmek sevilmeyi getirir. Sen eşini düşünürsen eşin de seni düşünür. Sen onu baş tacı yaparsan o da seni sultanı yapar. Sen onu önünde tut ki o da senin elinden tutsun. İyilik adına ne varsa önce sen yapmaya çalış. Her şeyin yankısı geri döner. Yani sen bir dağdan bir diğer dağa doğru; “seni seviyorummm” diye bağırsan karşıdan gelecek ses; “seni seviyorummm” olacaktır. “Nefsini ayağının altına alırsan yükselirsin, başının üstüne alırsan alçalırsın. Faziletli ve erdemli olmanın yolları engelli ve yorucudur. O engelleri aşmak, mutluluğun hazzına ulaşmak Yaratanı razı etmekle olur. O’nun rızası her şeyin üzerindedir. O razı oldu mu her şey küsse kıymeti yok. Her şeyle barışık olsan, O razı olmazsa her şey değersiz kalır. Sen kendin kalmak istiyorsan kendini koru. Aksi halde kendine de yaramaz başkalarına da hayrın olmaz. Kendi yükünü taşıyamayan, başkalarına yük olur” derdi. 

 Annem okumayı çok severdi. İş arasında gözüne takılan bir gazete parçasını hemen alır okur böylece ara dinlenmesi yapardı. Kin tutmaz buğuz etmez, kimseyle dargın kalmak istemezdi. Kimseye yük olmamaya çalışır bir kelebek hafifliğinde yaşardı. Her zaman gönül insanıydı.

 Anneciğimin gülümseyen yüzü her zaman gözümün önünde. Gözünden yaşlar aksa da uzun sürmezdi hüznü. Sen bizim için ne iyi bir modelmişsin be anne. Senden hayata dair çok şey öğrenmişiz. Şimdi onlara ilaveler yaparak gösterdiğin yolda yürüyorum. Karşılığında pek çok iyilikler görüyorum. Sen koca bir dağ gibiydin. Halinden, dilinden hep iyilikler akardı. Annemmm, ne söyleyeceksin diye dinleyenler hep ağzına bakardı. Çektiğin tespihle yaptığın dualar rüzgarlara karışmış, her seher vakti yüzümü yalar geçer. Ben seni yeni yeni keşfediyorum. Kısa bir ömre bu kadar zenginliği nasıl sığdırdın, onun sırrını arıyorum şimdi. Sana söz anne… Senin gibi olmaya, daha iyi olmaya çalışacağım… Senin gibi sabretmeye alışacağım…

 Annenin adını taşıyan kızın.”  

         
 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Ekle!
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
kucult | buyut

busy
 
< Önceki   Sonraki >

web statistics