Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color grey color

Risale-i Nur Akademisi

Dün ve Bugün PDF Yazdır e-Posta
Salı, 19 Ocak 2010

Durmuş GÖKTEKİN
Yıllar geçti aradan, nimetler verdi Yaradan. Hayallerimizin ötesinde açtık gözlerimizi. Teknolojinin ve elektroniğin küçülttüğü bir dünyada bulduk kendimizi. İnsanlık, bu baş döndürücü gelişmeleri mutluluğa bağlayacaktı olmadı. Kumanda edemediği gelişmeler, hüsrana bağlandı.

Bizim kuşak çoğunuzun masal dünyasını yaşayarak geldi bugüne. Dünü yaşamayan bugünü anlayamaz. Dünü yaşayanlarla bugünü yaşayanlar harman olmuş, hayat sürüp gidiyor. Tam da bu durumda dünü ve bugünü karşılaştırmayı düşündüm. İsterseniz birlikte bir beyin jimnastiği yapalım.

 Muhatabım olan insan; anlatacaklarımın bir kısmını yaşayanlarınız   olabilir. Ama çoğunuz o günleri ne gördü ne de yaşadı. Ancak geçmişi okuyanlarınız bilgi sahibi olabilir. Önemli olan yaşamak. Çoğu insan yaşadığı hayatı tanır ve bilir. Biz, dünü ve bugünü yaşadık. Sürekli ışığı görüp, karanlığı görmeyene karanlığı anlatmak kolay olmadığı gibi; dünü bugünkü insana anlatmak da kolay değildir. Çünkü hayat yaşanarak anlaşılır! Size ateş ne kadar anlatılırsa anlatılsın, ateşi elinizde tuttuğunuz kadar anlayamazsınız!

 Bugün yaşadığımız hayat, akıl ve ilim ölçüleriyle ortadayken, insan yaşadığını daha iyi anlamaktadır. Çünkü insan yaşadığı hayatı kontrol atına alabilir. Aklı ve ilmiyle varlığın çoğundan istifade eder. Halbuki bugün pek çokları faydalanmaya çalıştığı eşyaya ve nefsine esir olmuştur.

 İlim; hayatta yapılacak işlerin kolaylaştırılmasında ve problemlerin çözümünde kullanılacak bir araçken, insan ilmiyle kendine tuzak kurmuştur. Necip Fazıl Kısakürek, bir şiirinde bunu ne güzel anlatmış:

“İnsan üç-beş damla kan, ırmak üç-beş damla su,/ Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu.”

 Dün: Cumhuriyetin kuruluş yıllarında, okuma-yazma oranı % 15 di. Kitap ve gazete yok denecek kadar azdı. O dönemde okumayı öğrenen, gördüğü bir yazıyı okumaya çalışırdı.

 Bugün: Okuma-yazma oranı % 90 ların üzerindedir. Kitap, dergi ve gazetenin ulaşmadığı yer kalmadı. Buna rağmen okuma oranı oldukça düşük seyretmektedir.

 Dün: Fakirlik sırtımızın kamburuydu. Tedavüldeki para çok azdı. Hayat daha çok değiştirme (takas) usulüyle devam ederdi.

 Bugün: Kasalarımız parayla, sokaklarımız arabayla, köy ve şehirlerimiz binalarla doldu. Yine de birbirimizin elinden kapmaya çalışıyoruz!

 Dün: Yiyip içtiklerimiz belli sayıdaydı ve doğaldı. Çok çeşit yemezdik. Sağlıklıydık, şikayetçi değildik. Az yiyecekle çok kişi doyabilirdi.

 Bugün: Yiyeceklerimizin sayısı binlerce çeşit oldu, ne yiyeceğimizi şaşırdık! Yiyip-içecek çok fakat doyan yok. Obezlik tehlike sinyalleri veriyor! Karnımız doyuyor, gözümüz doymuyor. Tahıl, sebze ve meyvenin genleri değiştirildi. Suni gübre ve hormon canımıza okudu. Hayatımız şikayetlerle doldu!

 Dün: Ziraatçılık karasabanla ve hayvanla yapılırdı. Zordu ama mutlu ve neşeliydik. Çünkü şükür halindeydik.

 Bugün: Ziraat en teknik araç, gereç ve malzemelerle yapılıyor, hırs ve tamah içindeyiz. Üstelik toprağa da ihanet ettik. Çünkü toprağı terk edip şehirlere göçtük.

 Dün: Ulaşım aracı olarak At-eşek ve katır gibi binek hayvanlarımızdan başka vasıtalarımız yoktu. Herkes bulunduğu yerde oturur, gül gibi geçinirdik ve mutluyduk.

 Bugün: Dünyayı dolaşacak füzelerimiz, uçaklarımız, otomobillerimiz, otobüslerimiz, modern tren ve gemilerimiz var. Yeryüzünü bıraktık, fezada uzay araçlarıyla mutluluk arıyoruz!
 
 Dün: İletişim; mektup, telgraf ve ulak aracılığıyla yapılırdı. Yine memnun ve mutluyduk.

 Bugün: Televizyon, radyo, telefon ve internet gibi iletişim araçlarıyla dünyayı odalarımıza taşıdık, değil mutluluk, göz yaşlarımız dinmiyor!

 Dün: Fıkıh kitaplarımızda “hacet-i asliye” başlığı altında asıl ihtiyaçlarımızı bildiren bir bölüm vardı. Hayatımızı ona göre tanzim etmeye çalışır ve mutlu olurduk.

 Bugün: Alamadığımızın fakiri aldığımızın zenginiyiz. Pek çok ihtiyaçlarımızı bir tarafa bırakır araba alır, bu defa da benzin almak için para ararız!
 
 Dün: Isınma aracımız odun ve kömürdü. Aydınlanmamız gaz ve bitkisel yağlarlaydı. Kör kandilin ışığında ders çalışır sınıf geçerdik ve mutluyduk.

 Bugün: Kalorifer, doğalgaz ve elektrik gibi vasıtalarla ısınıyor, aydınlanıyoruz. Yine de evlerimiz matem soğukluğu ve mutsuzluk karanlığı yaşıyor.

 Dün: İşlerimizi imece (yardımlaşma) yoluyla yapar, sevgi ve mutluluğu paylaşarak çoğaltır, elem ve kederlerimizi yine paylaşarak azaltırdık.

 Bugün: Düşenin elinden tutan olmuyor. Çokları; diğerinin elindekini nasıl alırım planları yapıyor. Dağ başındaki eşkıyalık şehirlere indi. İnsanlar birbirlerini medeniyet adına aldatıyor, kandırıyor ve dolandırıyor. Alış-veriş merkezlerine gittiğinizde, etiketleri bir inceleyiniz!

  Dün: Canı, malı ve namusu korumak farzdı. Bu yolda ölene şehit denirdi. Herkes kendisi için mukaddes saydığını karşıdaki için de mukaddes sayardı. Onun için herkes birbirine sahip çıkar ve saygılıydı.

 Bugün: Ar namus, mal ve can ayaklar altında çiğnenir oldu. Dünden bugüne pek bir şey kalmadı. Ahlak sükût etti, hasletlerimiz bırakıp başka diyarlara gitti. Yine de Peygamberimiz (SAV) bize; hakkı bulduğumuz yerden almamızı emretti.

 Şunu özellikle belirteyim ki; bu yazıdan, dünü istiyorum anlamı çıkartılmasın! Dün, bugün; hepimizin istediği iyilik, güzellik, huzur, mutluluk ve insanca yaşamaktır. İnsanca yaşamak da İslam’ca yaşamaya bağlıdır. Sevgiyle ve iyilikle kalınız!

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Ekle!
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
kucult | buyut

busy
 
< Önceki   Sonraki >

web statistics