Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color grey color

Risale-i Nur Akademisi

Nefsime Nasihat PDF Yazdır e-Posta
Salı, 19 Ocak 2010

Durmuş GÖKTEKİN
 İbadetlerinden zevk ve huzur duymak, bereket görmek istiyorsan, her türlü kul hakkından uzak durmalısın. Günahlar yapılan ibadetlerden duyulacak zevk ve huzuru engeller. Sahibinin yüzünde, gözünde, sözünde, özünde nur bırakmaz. Elindeki nimetlerin bereketini alıp götürür. Sağlık ve sıhhatini bozar. Günahlarda ısrar edenin beyni ve gönlü şeytanın yuvasına döner. Şeytan bu tipleri takip etmez. Çünkü onlar şeytanın arkasından gider. 

İşlenen her türlü günah, şeytanla yapılan yeni bir anlaşmadır. Şeytanın maskarası olmaktır. İnsanın kendine vurduğu en büyük darbedir. Bağlandığı esaret zincirine yeni bir halka takmasıdır. Günahlarına tövbe etmeyen ve günahta ısrar eden bir kişi için yanacağı ateşe odun taşımasıdır. Bu gerçek Pir Sultan Aptal’ın dilinden şöyle dökülür:
 
 “Cehennem dediğin dal odun yoktur, herkes ateşini kendi götürür”

 Günahlar insanı yıpratır, kokutur, çürütür ve işe yaramaz hale getirir. Akıllı insan bu sonuca razı olmaz ve günahtan uzak durur.

 Sevabı Allah, günahı nefsin ister. Her günah başka bir günahı çağırır. Günahlar işlene işlene, sahibini inkara kadar götürür. Günahlar vücuda giren hastalık mikrobu gibidir. Onlara karşı hemen tövbe antibiyotiği kullanmalısın ve tedavi cihetine gitmelisin. Günahın küçüğü büyüğü olmaz. Her şey detaylarda gizlidir. Bir öpmek, bir bakmak deyip geçme. Günahlara duyulan bağımlılık, sevaplara duyulan bağımlılıktan çok daha güçlüdür. Onun için nefsi ve şeytanı sürekli kuşatma altında tutmalısın. Nefis ve şeytanla müdafaa halinde değil devamlı taarruz halinde savaşmalısın. Hatta geceleri İBADETLE baskınlar düzenlemelisin. Nefsin ve şeytanın geçtiği yerlere ORUÇ mayınları döşemelisin.

Şehvet duygularını kontrol altında bulundurmalısın.  

 Ayıların en hassas yeri burunlarıymış. Bu bakımdan ayıların burnuna takılan demir halkaya bağlanan zincirle ayılar oynatılırmış. Nefsin seni oynatmaması için zincirin her iki ucu da iradenin elinde olmalıdır. 

 Fotoğraflar çektirir, albümlere koyar arşivlersin. Hatta çerçevelettirir muhafaza edersin. Ama kendine dikkat etmez, meyhane, kumarhane, fuhuşhane gibi yerlerde kirleterek günah bataklığına dalarsın. Hak hukuk tanımaz kendini yakarsın. 
 
 Helal lokma ile beslenmek sevaptır. Sevaba giderken günaha girmemelisin.  Ekmek ve yemekleri artırıp çöpe atmamalısın. Abdest alırken suyu lüzumundan fazla kullanmamalısın ve israf etmemelisin. Hac esnasında, Kabe’deki hacer’ül  Esved taşını öpmek sünnettir. Yani sevaptır. İnsanlara eziyet etmek haramdır. Bir çiçeğe giderken binlerce çiçek çiğnemeye benzer. 

 Alimler; ”haram lokma yiyenlerin azaları isyan eder, helal lokma yiyenlerin azaları itaat eder” demişler.  Haram yemek kalbi öldürür. Ölü kalplilerde birlik olamaz. Malzeme ile yapı nasıl birbirinden farklı ise, organize olmayanlar da cemaatten farklıdır. Bugün camilere gelen Müslümanların çoğu cemaat olma ruhundan uzaktır. Duyguda, düşüncede, hedefte birlik olmayan insanlar cemaat değil cemadattır. Ayrı ayrı duran malzemenin değeriyle, onlardan oluşan bir binanın değeri aynı olamaz! Bugün bakkallarla, marketler zinciri aynı değildir. Tek tek duran tuğlalar pek bir şey ifade etmez. Ama birleşip bir bina olduğunda değeri birden bine çıkar. Mana ve mahiyet, çokluktan üstündür. Sayıca başak çok, başaklardaki tane az olsa pek değeri olmaz. Ama başak az olsa, başaklardaki tane çok olsa daha fazla değer kazanır. Sayı çokluğunda keramet olsaydı, dünyayı sinekler istila ederdi. Müslüman aldığı sorumluluğu yerine getirmiyor! Kafirin Müslüman’a velayet hakkı yoktur. Öyle olsaydı; bir mü’min on kafire bedel olmazdı!

 İslam’ın bugüne gelmesinin sırrı Ensar-Muhacir ruhunda yatmaktadır. Allah senin Halikındır, haşa senin dadın değildir. O, yarattığı üzerinde tasarruf hakkına sahiptir. Sen ise kendi sorumluluğunda olan pek çok işleri ona havale eder, en hafif deyimiyle saygısızlık yaparsın. Mehmet Akif Ersoy Safahat isimli manzum eserinin tevekkül bahsinde bunu çok güzel anlatmaktadır. Dini öğrenip yaşamadığından, sorumluluklarının çoğunu, bilmeden Allah’a yüklemeye çalışırsın.

 Masumlar zalimlerin iştahını kabartıyor. Zalimlerin karşısında masumluk zillettir. Zalimlerin çoğaldığı yerde masumluk kuzuluğa döner. Kuzulara da kurtlar saldırır! Kurtların karşısında aslan heybeti göstermelisin! Şayet kuzu olarak kalırsan kurtlar seni yer, torunlarından da diş kirası ister. Zalimlerin özelliği budur. Güçlü olan her yerde ev sahibidir. Güçsüzler kendi evlerinde bile misafirdir. Güçsüzler hep eşitlik ve adalet ister. Ama güçlülerin umurunda bile olmaz! Haklarını koruyamıyorsan zalimlerin önünde bari eğilme. Yoksa ruh cesetten önce ölür. Yiğit bir defa, korkak bin defa ölür!

 İslamiyet her şeyiyle büyükken müntesiplerinin güçsüz ve küçük olması düşündürücüdür! İstikamet çok önemlidir. Her gün beş vakit namazda istikamette olmayı istersin, fakat istikamette gitmezsin. Bu çelişkiden kurtulmadıkça, kurtuluşa eremezsin! Duygu ve düşüncelerin; rahmani mi, şeytanimi, bunu her an kontrol etmelisin. Bunun analizini tam yapamadığın zaman yanlışla doğruyu karıştırır, doğru sonuca gidemezsin. Akıl erdiremediğin duyguların ağzına bir parmak bal çalar, bir  çuval keçi boynuzu yedirir. Yerken ağzına girenlere, söz ederken çıkanlara, dinlerken kalbe gidenlere dikkat etmelisin! Bunların hepsine parola sormalısın ve süzgeçten geçirmelisin. Kiminle ne konuşacağını bilmelisin. Isırgan otuyla taharet yapılmaz. Eşeğe üstünlük verirsen kendini küheylan zanneder! Oduna döktüğün gül suyu, odunu gül ağacı yapmaz. Sana eksik para verene ikinci defa para bozdurmaya gitmemelisin. Aklını belinden aşağı bağlamışlara, sahtekarlara, yolunu kaybetmişlere yol gösterici olarak bakılmaz! Onlardan hikmet değil, ibret alınır.

 Donanımında çeşitli kontrol mekanizmaları bulunmaktadır. Bunlardan en tesirlisi Düşünmektir. Ölümü çok düşün nefsini islah edebilirsin. Ölümü düşünmek kadar insan hayatına çeki düzen verdiren bir başka gerçek yoktur. Düşündüğünde; ayağının altındaki toprak, bugüne kadar dünyada yaşayan insanları içine almış. Bu toprak yarın seni de içine alacak başkaları senin üstüne basacak. Her geçen gün kabre doğru yürüdüğünü unutmamalısın. Her gün ömür binandan bir taş düşmektedir. Her nefes son nefesin olabilir. Son nefeste imanla gidebilmeyi, her nefesi son nefes bilmeyi aklından çıkarmamalısın. Ölümün her yerde gelebileceğini bilmelisin. Allah, ölümün kalıcı olmadığını “Her nefis ölümü tadacaktır” buyurarak geçiciliğini haber veriyor. Eğer ölüm kalıcı olsaydı; “her nefis ölecektir” ifadesi kullanılırdı. Halbuki tatmak geçiciliği ifade etmektedir. Ölüm tadımlık, hayat doyumluktur. Doyumluk hayatın, ölüm tadımlığın giriş kapısıdır. Giden gençliğine üzülme, çünkü seni daimi bir gençlik bekliyor. Nimetler elinden alınırken mahzun olma. Çünkü dünya; “ölümlüyüm” diye bağırıp duruyor. Sen ise ebed ebed diye haykırıyorsun o seni nasıl doyuracak? Onun için ölüme tebessümle bakmalısın. Ölüm sana, burada yaşamanın sihirli gücünü öğretir. Sen bugün burada hesabı olmayan bir zamanı yaşıyorsun. Yarın amel yapamadığın bir hesap gününde olacaksın. O bakımdan, bugün bol bol hayırlı ameller yapmalısın.

 Yaşlanmaktan korkma. Asıl yaşlılık ruh yaşlılığıdır. Yaşlılık, Erciyes’in tepesine çıkmak gibidir. Oraya çıkıncaya kadar yorulursun ama oradan da etrafı çok güzel görürsün. Alim yaşlandıkça koç, cahil yaşlandıkça hiç olur. İnsanlığa hizmet eden insanlar en kıymetli eserlerini yaşlılıklarında vermişlerdir. İnsan hangi yaşta olursa olsun, ilim onu diri ve taze tutar. Uçakta olman önemli değil, nereye gittiğin önemlidir. Sahip olduklarının öneminden ziyade onları nerede kullandığın önemlidir. Sahip çıkmak kazanmaktan daha önemlidir.

 Hayatından zevk ve huzur almak istiyorsan, sade, basit ve teferruatsız yaşamalısın. Dünyanın altına girersen ezilirsin. Üstüne çıkarsan rahat yürürsün. Su geminin içinde olursa batmasına, altında olursa yüzmesine yarar!

 Çocukluğu oyunla, gençliği gafletle, yaşlılığı meşakkatle geçen insan ne zaman Allah’a kulluk edecek? Dün ve yarını düşünme! Ne yapacaksan içinde bulunduğun an yapmaya çalış. Zamanı değerlendirmek noktasından yapacaklarını iyi bilmelisin. Buna açıklık getirecek şu hikayeyi düşünerek oku:

 Hoca, talebelerine:
 
- Bugün dersimizi zaman yönetimi üzerine yapacağız. Bu ders hem deney hem de  sınav şeklinde olacak. Dedikten sonra masanın altından çıkardığı büyük bir kavanoza, yumruk kadar taşları dikkatle doldurmaya başlar. Kavanozu ağzına kadar doldurur ve talebelerine sorar:

- Bu kavanoz doldu mu? Talebeler hep bir ağızdan:
- Doldu diyerek cevap verirler.
 Hoca:
 - Tamam deyip, masanın altından bir miktar, nohut büyüklüğünde (mıcır) taşları çıkarır. O taşları da kavanoza döker. Sonra kavanozu sallayarak yerleştirir. Tekrar talebelere dönerek:
 - Bu kavanoz doldu mu? diye sorar. Bir talebe:
 - Dolmadı hocam diye cevaplar. Hoca:
 - Doğru deyip, masanın altından bir miktar kum çıkarır ve kumu kavanoza döker. Kavanozu sallayarak, kumun taş ve mıcırların arasına akmasını sağlar. Kavanozun dolup dolmadığını bir kere daha sorar. Talebeler:
 - Hayır diye cevap verirler. Hoca:
 - Pekala, güzel diyerek bir sürahi su alır ve kavanoza boşaltır. Sonra talebelere dönerek:
 - Bu deneyden maksat nedir? diye sorar. Uyanık talebelerden biri:
 - Zamanımız ne kadar dolu görünse de, aslında yine ayırabileceğimiz bir zaman vardır der. Hoca:
 - Hayır.. Bu deneyden esas maksat; hangi iş hangi işten önce yapılmalı bilgisini öğrenmek içindi. Eğer yaptıklarımızın tersini yapsaydık bu sonuca ulaşamazdık. Diyerek   devam eder:
 - Hayatımızda yapacağımız işleri örnekteki ölçülere ve sıraya göre yapmaya çalışmalıyız. Geçmişten örnek almalıyız. Hayat geçmişe değil, geleceğe doğru yaşanır.
 
 Zamanla ilgili gücünü iyi anlamalısın. Eline aldığın bir kilo ağırlığı elinde bir saat tuttuktan sonra, uzayan süre zarfında daha fazla ağırlaştığını hissedersin. Bu yüzden kulluk sorumluluğunu yerine getirirken yukarıdaki ölçüleri dikkate alarak yaşamalısın.

 Söylediklerini samimiyetle söylemelisin. Samimiyetle söylenen sözler gönüllerde yer bulur. Kulaklarda asılı kalır. Kuvvet karşısında eğilen, tatlı dil, güler yüz karşısında diz çöker. Yılanı deliğinden çıkaran tatlı dildir. Yine yılanın başını ezdiren ağzındaki zehridir. Tatlı dil ve güzel hareket insanın ziynetidir. Onulmaz yaralar geçer ama dil yarası geçmez. Söylemediğin her sözü, her zaman söyleyebilirsin ama; söylenen sözü geri alamazsın. Kötü sözle doğruyu anlatamazsın. Bozuk terazi ile doğru tartı yapamadığın gibi. 

 Bildiklerin anlatabildiklerin kadardır. Pek çok kimse güzel şiir okur ama şiir gibi bir hayat yaşayamaz. Çokları şiir yazmış ama, Yunus’unki kadar kalıcı olmamış. Az konuşup, çok düşünmelisin. 

 Sözünde durmalısın. Bu, Allah’ın emridir. Ağzından çıkanı yerine getirebilen tek varlık insandır. Muhatabını dinlemeden onu anlayamazsın. Vereceğin cevaptan çok karşındakini anlamaya çalışmalısın.

 - İyilikle kötülüğü,
 - Şüphecilikle feraseti,
 - Vakarla gururu,
 - Tevazu ile zilleti,
 - Cömertlikle israfı,
 - İktisatla cimriliği,
 - Merhametle sevgiyi,
 - Evlilikle evciliği. Asla birbirine karıştırmamalısın.

 Hayatını sahiplenmelisin. Sen hayatını sahiplenmezsen, başkaları senin hayatını sahiplenir. Kendine çalışmayanı başkaları kendine çalıştırır. Sorumluluklarını yerine getirmezsen, yenilmeyi hayat tarzı haline getirmiş olursun.

 Sorumlu olmadığın hiçbir şeye sahip çıkamazsın. Çünkü çilesini çekmediğin şey senin değildir. En pahalı su gül suyu değil, yüzsuyudur. Gül suyu koku, yüz suyu zillet saçar. Sürekli idare edilenler ilerleyemez. Ormandaki otlar ağaçların gölgesinde yaşar.
 
 Geçme namert köprüsünden ko götürsün su seni,
 Yatma tilki gölgesinde ko yesin aslan seni.

 Aslan açlıktan ölse de tilkinin artığını yemez. Fakir yaşamak eğilerek almaktan daha yeğdir. Boyun ne kadar uzun olursa olsun. Alçak olan ihtiyaç kapısından eğilerek girersin. Başkasına yük olmadan yaşamak esastır. Başkasının yükünü taşıyabilmek üstünlüktür. Sıkıntıların başkalarına ninni gibi gelebilir. Onun için sıkıntılarını kendin aşmaya çalış. Örneğin Peygamber (SAV) ve onun yolunda giden alimler olsun.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Ekle!
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
kucult | buyut

busy
 
< Önceki   Sonraki >

web statistics