Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color grey color

Risale-i Nur Akademisi

Anasayfa arrow Yazarlar arrow Durmuş Göktekin arrow Çaldırmadan Satalım
Çaldırmadan Satalım PDF Yazdır e-Posta
Wednesday, 03 March 2010

Durmuş GÖKTEKİN
Maaşını aldı, cebine koydu. Kalabalık bir caddede evine gidiyordu.  Caddede, kalabalığın arasında yürürken iki genç birdenbire birbirleriyle yumruklaşmaya başladı. Biri; “ağabey kurtar” diye adama sarıldı. Diğer genç ona hücum etti. İkisi arasında kalan adam yardım edip kavga eden  gençleri ayırma gayretine girdi. Zayıf görünen kaçtı. Kuvvetli arkasından koştu. Adam; “velahavle çekerek evin yolunu tuttu. Eve girdi paraları hanıma teslim edecekti, elini cebine attı para yoktu. İçinden dışına doğru bir alev yalazı sardı tenini. Bir an durup düşündü ve sonuca ulaştı! 

 Biraz önce içine düştüğü olayda çarpıldığını, soyulduğunu, anlamıştı. Pişmanlık beynini kemirmeye başladı; “neden paranın tamamını aynı cebime koydum, pantolon, ceket, yelek ceplerime dağıtsaydım ya! Pantolonun yan cebine koyduğum parayla niçin kalabalık içinde yürüdüm?” gibi düşüncelerle sarsılmaya başladı. Neyse ki, sıkıntının ilacını yine kendinde buldu: “Demek ki bir yerlere vermem gereken paraları vermemişim. O paralar benden bu yolla çıktı. Günahlarıma ve sağlığıma kefaret olur İnşallah” diyerek kendini teselli etmeyi bildi!

Daha birkaç gün önce arkadaşı: “Gece araç sürerken, ön camınıza fırlatılan yumurtalar ile saldırıya uğrarsanız, sileceği çalıştırmayın ve cama su püskürtmeyin. Çünkü su ile karışan yumurta sütümsü bir renk alır ve görüşünüzü %92.5 oranında bloke eder. Bu durumda aracı durdurmak zorunda kalıp, soyguncuların kurbanı olabilirsiniz. Bu, soyguncular tarafından kullanılan yeni bir yöntemdir....” diye anlatmıştı.

 Bu gün hayatı diken üstünde yaşıyoruz desek abartmış olmayız. Her an nerede neyle karşılaşacağımız belli değil. Şu belirsizlik içinde, belirli bir yol bulup o yolda yürüyenlere ne mutlu!

 Belli yol: Başkalarının hakkını kendi hakkın gibi bilmek. Ayaklarını, ellerini, kulaklarını, gözlerini, sözlerini ona göre ayarlayıp “empati yaparak” yaşamaktır. O yol seni sahili selamete çıkaracak yoldur. Hem o yolda rahatlık çok boldur. Emniyet ve güven vardır. 

 Elinden, dilinden, belinden zarar görmediğin yolcuların arasında bulunmak saadetine ermek isteyen; Allah ve Resulünün gösterdiği yolda yürümelidir. Bir söz söylediğimizde, bir iş yaptığımızda; Allah’ın buyurduğu, Resulünün yaptıklarına uyup uymadığına bakmalıyız. Mihenk bu iki kaynak olmalıdır. Aksi halde sürekli yanılır, hayatımızı zehirlemiş oluruz. Kalb ve Hak arasında sıkı bir bağ vardır. Kalbimizi tarafsız dinlersek bizi Hakka, doğruya götürür. 

Nefis satın alınabilir. Ama kalb yaratılmış hiçbir şeye köle olmaz. Mevcudattan hiçbir şey onu çalamaz. Çünkü kalb Haktan başkasıyla ünsiyet kurmaz. Allah’ı zikretmekten başka bir şeyle tatmin olmaz. Kalb bu haliyle alınıp satılamayan, Allah’tan başkasına boyun eğmeyen, hür bir insana benzer. Nefis ise ağzı sulandığı her şeyi ister. Zevk ve lezzetlere olan meyliyle onların esiri olur. Esirin de alım satımı caizdir. Nefsimizi ve mallarımızı sahibine satmak en karlı iştir. Nefsimizi ve mallarımızı çaldırmadan cennet karşılığında Allah’a satmalıyız!  
 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Ekle!
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
kucult | buyut

busy
 
< Önceki   Sonraki >

web statistics