Skip to content
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color grey color

Risale-i Nur Akademisi

Anasayfa arrow Yazılar arrow Sosyal arrow Allaha Asker Olmak
Allaha Asker Olmak PDF Yazdır e-Posta
Saturday, 10 July 2010
M. Ali KAYA
İnsanın temel iki özelliği vardır. Birincisi acizliği, ikincisi ise ihtiyaçlarının sonsuz olmasıdır. Acizdir, düşmanları çoktur hiçbir şeye gücü yetmez. Gözle görülmeyen bir mikroptan tutunuz, doğal afetlere kadar hayatını tehdit eden pek çok düşmanları vardır ve bunlara karşı yapabileceği fazla bir şeyi de yoktur. Fakirdir, ihtiyacı hayal dünyası kadar geniş olmakla beraber gücü ancak elinin ulaşabileceği kadar sınırlıdır. Bununla beraber düşmanlarından mükemmel bir şekilde korunmakta ve ihtiyaçları kâinatın her tarafından koşarak kendisine kolaylıkla gelmektedir.

Her gün gülümseyerek insanın üzerine doğan güneş, su ihtiyacını karşılamak için yağan yağmur ve onu taşıyan bulutlar ve rüzgârlar ve nefes almasını sağlayan hava ve yaşaması için kendilerini insanlara feda eden bitkiler ve hayvanlar elbette insanların onlara hükmetmeleri ile bu vaziyeti almış değillerdir. Belki insanı yaratan ve ihtiyaçlarını bilen ilim, irade ve kudret, şefkat ve merhamet sahibi bir yüce yaratıcı tarafından görevlendirilmişlerdir.
 
Öyle ise insan kendisini yaratan, hayatını veren ve hayat için gereken tüm ihtiyaçlarını karşılayan Allah’a tevekkül ile güvenmeli ve rahmetine, merhametine sığınmalıdır. Peki, bunu nasıl yapacaktır?

Bir kişi askere kaydolur ve orduya girerse artık onun yiyeceğini, giyeceğini, silahını ve ihtiyaçlarının tamamını devletin karşılayacaktır. Askerinin ihtiyaçlarını karşılamak, hasta olsa tedavi etmek, hatta lokmayı ağzına koymaya kadar devletin vazifesidir ve devlet bunu kanunu ile mükemmel şekilde yapar. Bu nedenle askere giden birisinin barınma, korunma, giyinme ve yiyecek endişesi ve derdi olmaz. Vazifesi kendisine verilen görevleri en güzel şekilde yapmaktır. Gerçek böyle iken asker kendisine verilen görevi yapmayarak ihtiyaçlarının karşılanmayacağı düşüncesi ile görevinden kaçıp çarşıda alış-veriş ile meşgul olsa ne derece cezaya müstahak olur biliriz.

İnsan da iman ile Allah’a intisap edip, kendisini Allah'ın kulu ve dünyada misafir memuru olarak görmelidir. “Bismillah” diyerek Allah adına hareket etmeli ve Allah'ın kendisine yüklemiş olduğu görevlerini ihmal etmemelidir. İnsanın vazifesi “Allah'ın birliğine, her şeye kadir olduğuna” iman etmek ve ona olan bağlılığını göstermek için namaz kılmaktır.
 
Allah bizi yarattığı, bize hayatı verdiği gibi, hayatımızın devamı için bütün ihtiyaçlarımızı da hiç ummadığımız yerden vermektedir. Hava gibi en çok neye ihtiyacımız varsa en fazla onu karşılamakta ve bu ihtiyacımızı karşılamaktan aciz kalacağımızı bildiği için de bedava vermektedir. Diğer ihtiyaçlarımızı da sebeplere bağlayarak vermektedir ki onlara değer verelim ve onların kıymetini bilelim ve gerçekte bu ihtiyaçlarımızı karşılayanın Allah olduğunu anlayalım istemiştir.

Sabah kahvaltısına sofraya koyduğumuz ekmek, zeytin, peynir ve çay gibi en basit gıdalarımızın her birine bir fiyat verir ve soframıza getiririz. Bu verdiğimiz fiyat elbette o gıdaların gerçek değeri değil, getirenlerin emeklerinin karşılığıdır. Onların asıl sahibi, bize rızık olması için onları yaratan yüce rabbimizdir. Bize gerçek değeri ile verecek olsaydı hiçbirimiz onlardan birini dahi almaya güç yetiremezdik.

Bir padişahın kıymetli bir hediyesini bize getiren görevli bir hizmetlinin elini öpüp hediyeyi almak, ama hediyeyi bize gönderen padişaha teşekkür etmemek ne derece büyük bir aptallık ve nankörlük olduğunu hepimiz biliriz. Akıllı bir insan hizmetliye değer verir; ancak minnetini ve teşekkürünü padişaha bildirir. 

Acaba asıl mal sahibi olan Allah bizden ne istemektedir? Allah'ın bizden istediği şey bizim yapamayacağımız ve altından kalkamayacağımız şeyler değildir. İman ile Allah'ın askeri olduğumuzu bilmek sonra “zikir, fikir ve şükür” görevini ihmal etmemektir.

Allah’a inanmak ve inancımızı da “Bismillah” diyerek ifade etmek ve hayırlı işlerimizde besmele çekerek Allah'ın yardımını isteyerek Allah namına yapmak zikirdir. Her şeyin Allah'ın eseri ve sanatı olduğunu bilmek ve ihtiyaçlarımızı bizim soframıza koyanın Allah olduğuna inanmak fikirdir. Sonunda teşekkürümüzü Allah’a yapmak ve minnetimizi ona bildirmek için “Elhamdülillah” demek şükürdür.

İnsan bunları yaparsa Allah’a inanmış, güvenmiş ve ona kul ve asker olmuş olur. Vazifesini yapar ve Allah'ın vazifesine karışmaz. Bütün ihtiyaçlarını rahatça karşılayanın ve her türlü sıkıntı ve düşmandan koruyacak olanın Allah olduğunu bilir mutlu ve mesut bir şekilde hayatını geçirir. (Sözler, Birinci Söz)

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Ekle!
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
kucult | buyut

busy
 
Sonraki >

web statistics